burak

burak
Önermede anlam ve doğruluk
Önermeyi ve onun dilegetirdiği olguyu aynı dünya içinde karşılaştırırız, ancak "yalnızca resmin kendisinden hareketle onun doğru mu yoksa yanlış mı olduğunu söyleyemeyiz." Böylece, bir önermenin doğrulanmasına "gerçeklikle karşılaştırma" adının verilmesinde Wittgenstein, resim teorisinin dilini kullanır. Önermenin anlamı, yalnızca kendisine bakılarak anlaşılır; ancak bu, onun doğru olup olmadığına karar vermek için yetmez. "Yağmur yağıyor" önermesi havanın yağmurlu olup olmadığına bakılmadan anlaşılabilir. Ancak bu önermenin doğru mu yoksa yanlış mı resimlendiğini belirlemek için, bu resme uygun bir şey-durumunun(yağmurun yağmasının) varolup varolmadığına bakılması gerekir.
Sayfa 172·Kitabı okudu
Felsefe
Reklam
Resim ve gerçeklik
"Bir resmin gerçekliğe bağlanma şekli şudur: resim, ona dek uzanır" Eğer bir resim "gerçekliğe dek" uzanmazsa, o zaman o resmin doğruluğu sorusu, daima daha öte bir olumsallığın kurulmasını, yani şeylerin gerekli bağlaşımın elde edileceği tarzda düzenlenmesini bekleyecektir. Wittgenstein bu doğrudanlık öğretisini çarpıcı bir imge ile yakalar: "Resim bir cetvel gibi gerçekliğin karşına konulur. Üzerindeki bölüm çizgilerinin yalnızca en uç noktaları ölçülecek nesneye gerçekten dokunur."
Sayfa 86·Kitabı okudu
Felsefe
Bizden bir odanın betimlenmesi istense; duvarlar, kapılar, pencereler vs. şeklinde odayı oluşturan şeylerin basit bir listesini vermemiz yeterli olmayacaktır. Bizden istenen, yalnızca odayı oluşturan nesnelerin tam bir listesi değildir. Aynı zamanda onların nasıl bir şey oldukları ve odanın içinde nasıl düzenlendikleri de(bağıntıları ve bağlantıları) istenmektedir. Örneğin, pencerenin yanında yeşil bir hasır sandalye var. Onun üzerinde çiçek motifleri olan kırmızı bir yastık durmakta vb. Dikkat edilirse saydıklarımız nesneler değil, olgulardır. O halde dünya hakkında, "şu şu olgular var" demek doğrudur, ancak "şu şu nesneler var" demek doğru değildir.
Sayfa 42·Kitabı okudu
Felsefe
Tractatus'da metafizik
Tractatus'un dünyası, "içinde her şeyin nasılsa öyle olduğu, nasıl vuku buluyorsa öyle vuku bulduğu" bir dünyadır. Bu dünya her türlü metafizik, mistik, anlamsız, söylenemeyen şeyden arındırılmış kupkuru bir dünyadır. Wittgenstein'ın katı pozivitist tavrını göz önüne seren bu tasarımın kaynağında, üzerine konuşulabilecek, dile olgusal dayanak teşkil edecek bir dünya kurma isteği yatar. Ancak bu metodolojik bir temizliktir; yoksa Wittgenstein, dünyayı kendilerinden temizlediği metafizik, mistik öğelerin varlığını reddetmez. Hattâ bazı yorumcular, Tractatus'un nihai amacının, aslında dil ve onun dünyayla bağıntı tarzı hakkındaki argüman aracılığıyla bunları açığa çıkarmak olduğunu öne sürer. Ulaştığı teorik sonuçlar açısından Wittgenstein, bu tür metafizik öğeleri dilegetirilemeyen, fakat yalnızca kendilerini gösteren "mistik olan"a ait şeyler olarak tanımladığı bu tür alanlardan, bizi dilimizin olanağı açısından koparmıştır.
Sayfa 34·Kitabı okudu
Felsefe

burak

, bir kitap okudu
7/10
·308 syf.·
2020 17. kitabı
Barry Parker
7.8/10 · 13 okunma