• Arkadaşlar burası ego tarlası mı?
    birbirini biçen biçene.
  • Yolculuğumuz yaklaşık 5 saat sürdü. Yolculuk başladıktan bir süre sonra Zülhuleyfe'de durduk. Çünkü burası Medine-Mekke arasındaki Mikad sının ve burada niyet edilerek umre namazı kılını­yor. Böyle hareket etmek Efendimiz'in (s.a.v.) sünnetidir.
  • Başka türlü bir şey benim istediğim

    Ne ağaca benzer, ne buluta benzer

    Burası gibi değil gideceğim memleket

    Denizi ayrı deniz, havası ayrı hava

    Nerde gördüklerim, nerde o beklediğim kız

    Rengi başka, tadı başka
  • Bu kadar yalan varken bu dünyaya ait değiliz.ve burası bizim evimiz değil.
  • 960 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Yoksulluk veya fakirlik, günlük temel ihtiyaçların tamamını veya büyük bir kısmını karşılayacak yeterli gelire sahip olmama durumudur. Özellikle, yiyecek, içecek, barınma, giyim-kuşam gibi temel ihtiyaçlara zor erişmek veya erişememek yoksulluk olarak tanımlanabilmektedir.

    Memur-Sen, 2017 Eylül ayı açlık ve yoksulluk rakamlarını açıkladı. Buna göre, Türkiye’deki 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı bin 717 TL, yoksulluk sınırı ise 4 bin 847 TL olarak tespit edildi. Kaynak: Memur-Sen'den açlık ve yoksulluk sınırı açıklaması.

    Ülkemizin çeşitli bölgelerinde yapılan Yoksulluk ve açlık üzerine sosyal ve psikolojik kapsamlı bir araştırma.Bu kitap 7 araştırmacı yazarın uzun zaman alan,ülkemiz geneli ve çeşitli bölgelerdeki yoksulluk çeken vatandaşlarla yapılan röportajlar,çektikleri sıkıntılar,hayattan beklentileri,çocukları,neden yoksulluk çektikleri,zengin ve elit kesim hakkında düşünceleri,eziklikleri detaylı ve iç paralayıcı bir şekilde anlatılıyor.Yazar grubunu hakikaten tebrik etmek gerek,şu anda yaşadığımız ülke şartlarında insanların neden bu denli zorluklarla karşı karşıya olduğunu,bunun üstesinden nasıl gelinebileceğini,yoksul çocuklarının yokluk utançlarını,kendilerini nasıl avundurduklarını geniş bir şekilde anlatmaya çalışmışlar.

    Kitapta bahsi geçen bazı kadın,erkek ve çocukların öyle bir anlatımı varki yürek paralayıcı,hem kahrediyorsunuz,hem üzülüyorsunuz ama elinizden bir şey gelmiyor.Siz hiç benim neden yok diye kendi kendinize kinlendiniz mi?Siz hiç aç karnına çocuğunuzu yatırırken atasözlerinden avuntu buldunuz mu?Siz hiç tek göz gecekondudan karşıdaki apartmanlarda oturanlara bakıp iç çektiniz mi?Siz hiç anne ve babanıza,siz bu haldeyken neden bizi de dünyaya getirdiniz diye düşman oldunuz mu?

    Bu konuda konuşulacak o kadar çok şey varki kitaplara sığmaz,Necmi Erdoğan editörlüğünde 7 araştırmacı yazarın bir araya gelip 960 sayfa yazıp,onlarca 960 sayfa daha yazsalar yinede anlatmakla bitiremeyecekleri Yoksulluk,yokluk,açlık,sefalet,eğitimsizlik.

    Bayramda çocuğuna yeni elbise veya ayakkabı alamayan babalar,gece çocuklarını kuru ekmekle evet sadece ekmekle doyurmaya çalışıp uyutan ve aç yattığı yatağında göz yaşı döken anneler,Paramız yok ama onurumuz var diye kendilerini avutmaya ,rahatlatmaya çalışan insanlar.

    Kalkınma sürecinin en önemli unsurlarından olan yoksulluğun azaltılması hikayesi söylenedursun,bizde kalkınmaya devam ededuralım.Kalkındıkça yoksullaşan bizden başka bir halk varmıdır acaba?Buda ayrı bir araştırma konusu sanırım.

    Ülkemizdeki yoksulluk olgusunun,toplumsal görünümleri işlenen kitapta geniş bir şekilde araştırılan yüzlerce kişi ile yapılan mülakatlarla,yoksulun toplumda kendine biçtiği değer,kendini gördüğü yer/sınıf,kültürel temsilleri,aile içi yardımlaşmalar,fark yaraları,kadınların yoksulluğu ve evleri,milli değerlerle olan ilişkileri,dinsel inanç ve beklentileri,kökene dayalı dayanışmaları,süreç olarak yoksulluğu sorgulamaları araştırılmış.Genelde kadınlarla yapılan mülakatlarda çocukların eğitimi,beslenmeleri,gelecek kaygıları sorgulanıyor,yaygın düşünce şu şekilde;Çocuklarımı okutabilseydim bu halde olmazdık,en azından okusalar kendi hayatlarını kurtarırlar.

    Nette biraz araştırma yaptım Türkiye'de Yoksullukla mücadele için bayya bi işler yapılıyormuş,ama sanırım yoksullar göremiyor bu çalışmaları,çünkü bizi yöneten bazı toklar elit kesimden bazı insan müsvettelerine "şimdi milletin şurasına burasına koyacağız" dedirtebilecek kadar rahat ve onursuzlar,neyse siyasete girmeyeyim,psikolojim bozuluyor yanlış kelimeler kullanıyorum.Birde dikkat çeken konu şu mülakat yapılan büyük bir çoğunluğun devletten yardım beklemesi,genellikle doğu kökenli yoksul vatandaşların (bu cümle sakın ola yanlış anlaşılmasın,kitapta görünen bu çünkü) beklentileri hep devletten,bu beklentiler öncelikle iş,erzak ve para yardımı şeklinde.

    Eğitimin ve Din olgusunun ekonomik durum ve yoksulluk üzerindeki dolaylı ve doğrudan etkileri de incelenmiş,ekmek alacak parası bile olmayan yüzbinler var bu ülkede,Okul?O ne ki... önce ekmek!Biraz mendil satalım...Oradan da Cuma'ya gideriz.Camii mi dedin İstanbul'un 10.000 camiiye daha ihtiyacı var(İstanbul Müftüsü 2 Ekim 2017'de söyledi bu lafı),okulu kim ne yapsın yaa.Okursanız kendinizi doyurursunuz,oranıza buranıza da koydurmazsınız...("eğitim seviyesi arttıkça bize güven azalıyor" Enerji bakanı çok çok sayın Taner Yıldız 16 haziran 2013'de bu lafı söyledi).

    ("Bizde de şimdi okuma oranı arttıkça beni afakanlar basıyor. Ben açıkçası korkuyorum, ben her zaman cahil halkın ferasetine güveniyorum,Ülkeyi ayakta tutacak olanlar okumamış cahil halktır" bu lafları söyleyende Sebahattin Zaim Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Arı),evet!!bir üniversitede Rektör Yardımcısı bu yaratık.

    Uzay çağına geldiğimiz şu günlerde dünyada doyurulamayan,açlık ve yetersiz beslenmeden hayatını kaybeden çocuklar,çocuklarına daha iyi bir hayat verebilmek için köylerini bırakıp metropollere göç eden eğitimsiz,ne yapacağını bilmeyen ve geldiği metropol de dahada sefilleşen anne ve babalar,çaresizlik,intihar düşünceleri,karnını doyurmak adına kötü yola düşmek,hırsızlık yapmak,madde bağımlısı olmak ve hatta yokluk hissini,utancını ve öfkesini bir an bile olsa unutabilmek adına kendisini kesip,kesiklerde ki acıya odaklanarak başka bir şey düşünmemeye çalışmak (burası bana biraz saçma geldi,ne kadar yoklukta çeksen akıl sağlığın varsa eğer nasıl birşeyleri unutabileyim diye kendini kesebilirsin ki?) Neyse oda onun rehabilitasyon şekli sanırım.

    Neyse incelememize Nietzsche'nin şu cümlesiyle son verelim "Zenginler fakirlere Allah'tan başka bir şey bırakmadılar"
  • Hayırlı geceler 1K ailesi size burada yaşadığım bir olayı isim vermeden yazmak istiyorum. Geçen günü arkadaşların sormuş olduğu sorulara cevap verdim . Bir arkadaşımız ismini vermek istemiyorum ama baktım da her gönderide yorumu mevcut . Özelden yazmış neden soru işareti koyuyormuşum saçma sapan konuştu. Burası benim saham sen nerden çıktın diyor çok şaşırdım açıkçası ve kendisini engelledim . Burası kimsenin sahası falan değil bazı arkadaşlar burayı farklı algılamış sanırım . Güzel memleketimde böyle insanların olması üzücü ....
  • Burası bir gerçek ki, bu dünyada iki tür insan var. Biri konuşan tür, diğeri de yapan tür. İnsanların çoğu sadece konuşur.Tek yaptıkları budur. Ama sözün bittiği noktada dünyayı değiştirenler, yapanlardır. Yaparken bizi de değiştirirler. Bu yüzden de onları asla unutmayız. Siz hangisisiniz? Sadece konuşuyor musunuz? yoksa yerinizden kalkıp bişeyler yapıyor musunuz?