Hımm...Öncellikle kitabın konusundan biraz bahsedeyim sizlere. Nora Seed benim için namı-diğer Bayan Ruhsuz Seed'in hayatında her şey boka sarmış durumda. Kedisi öldü, işten atıldı, abisi onu sevmiyor, babasının istediği şeyi yapamadı, artık kimsenin ona ihtiyacı yok. Bu kötü kararların sonucunda zamanın hiç akmadığı sonsuz sayıda kitabı olan bir kütüphanede buluyor kendini. Gece Yarısı Kütüphanesi.
SPOİLER İÇERİR!!!
Bir intihar sonucunda kendini aslında arafta bulur Nora. Paralel evreni kuantum fiziği ile açıklar, Nora değil, Kitap. Evet ikisi bağlantılı şeyler biliyorum, aptal değilim ya! Her neyse devam edelim, öhüm öhüm... Kitap boyunca Nora'nın birçok haya yaşadığını görürüz. Pişmanlıklar kitabı adlı bir kitap onun bütün pişmanlıklarını ve yaşayamadığı hayatı içerir. Nora o kadar hayat yaşamışken, o kadar yer geçmişken sona yaklaşır. Sonda istediği gibi yaşayacağı hayatı bulmuştur. O hayat aslında kendi hayatıydı. Ölüme gittiği hayatı onun en mutlu hissettiği hayatıydı. Çünkü ne babasının hayalini gerçekleştirip olimpiyatlara katılmış, ne abisinin ve Ravi'nin istediği gibi Labirent grubunda kalmış, ne Ash'in kahve teklifini kabul etmiş, nede Izzy'nin istediği gibi kambur balina fotoğrafları çekmişti. O kimsenin ne istediğini düşünüp onları yapmaya çalışmamıştı. Kendine odaklanmış ve sonunda istediği hayatı bulmuştu. Beni en çok şaşırtan ve hayran bırakan yerlerden biri de Nora'nın paralel evrende o kadar hayat yaşaması fakat normal dünyada sadece bir gün geçmiş olmasıydı. Gerçekten güzel ve ince bir ayrıntıydı. İlk başta sonunun mutsuz bitmesini istedim, daha doğrusu yakıştırdım. Fakat yazarın yazdığı son oldukça ''son'' anlamını taşıyordu.
YANİİİİ anlayacağınız kadarıyla ben GECE YARISI KÜTÜPHANESİNİ beğendim. Sürükleyici ve oldukça bilgilendirici bir kitaptı.