Fotoğrafını duvara asıp, sözcüklerin yok etme, var olma savaşı verdiği sayfaları yırtıp atıyorum. Kendine söyleyemediklerini dudaklarının kenarı anlatır bana. Korkularını, korktuklarını. Her şeyi, her şeyi unuturum. Sadece bir fotoğraf için evime diğer gecelerden daha erken dönerim. Daha erken uyanırım, en az senin kadar...
Doğrum yok benim. Her yarım şey gibi. Ne kederli, ne de mutlu. Hiç hikayen yok mu senin. Ama dinliyorum. Biliyorum ki, yarısı ölen bir kadının son isteğini yerine getirirsin.