Türk edebiyatının evrensel sesi, insan ruhunun derinliklerini ve toplumsal kırılmaları epik bir dille aktaran usta kalemi Zülfü Livaneli’nin 2015 yılında yayımlanan ve geniş kitlelerde büyük yankı uyandıran anıtsal eseri "Konstantiniyye Oteli", İstanbul’un binlerce yıllık tarihsel katmanlarını modern bir Metropolis hikayesiyle buluşturan sarsıcı bir sosyolojik, felsefi ve tarihi başyapıttır. Roman; 2014 yılının sonlarında, Bizans nekropolünün kalıntıları üzerine inşa edilmiş lüks ve ihtişamlı "Konstantiniyye Oteli"nin görkemli açılış galasını merkezine alır. Zülfü Livaneli; bu parıltılı gecede bir araya gelen burjuva sınıfının, politikacıların, yabancı konukların ve sanatçıların paralelinde; otelin mutfağında çalışan garsonların, temizlikçilerin, sokaktaki evsizlerin ve en önemlisi, o toprakların altında yatan binlerce yıllık ölülerin (Bizans imparatorlarından Osmanlı dervişlerine, Rus mültecilerinden katledilen sokak köpeklerine kadar) ruhlarını kurguya dâhice entegre eder. Yazar; modern insanın doymak bilmez tüketim çılgınlığını, yozlaşmış güç ilişkilerini ve İstanbul’un maruz kaldığı o acımasız kentsel yağmayı cerrah titizliğiyle deşerken, şehrin geçmişi ile şimdiki zamanı arasında muazzam bir vicdan köprüsü kurar. Livaneli’nin o son derece akıcı, zengin tarihsel anekdotlarla bezeli, her karakterde toplumun farklı bir yarasına parmak basan görkemli dili; bu eseri basit bir şehir romanı olmaktan çıkarıp, insanlığın güç tutkusuyla, doğaya ve tarihe ihanetiyle, sınıfsal uçurumlarla ve şehrin o ölümsüz hafızasıyla olan ezeli imtihanını anlatan çok katmanlı edebi bir anıta dönüştürür.