"İnsanlar kendi kalplerinin derdine düştüklerinde, ruhlarının dünya tarafından işgal altına alındığını fark ettiklerinde hayatın yatay (sahip olma, satın alma) bir düzlemde değil dikey(kemalat, süluk) bir biçimde hareketlendiğinde anlamlı olduğunu kavradıklarında bir eteğe tutunma ihtiyacı hissediyorlar."