21 Şubat 1942. Rio'da karnaval, güzel bir yaz günü. Zweig, ayrılış mektubunu ilk eşine yazıyor... "Yaşama kendi dileğimizle başlamıyoruz, oysa ölümü seçmekte özgürüz. Bu kararı verdiğimden beri çok rahatladım..."
25 Şubat 1915, "...Yaşamımın akışını gözleyen bir yabancı olsaydım, yaşamımın hiç ile son bulacağını, korkunç, aralıksız bir kuşku ve yaratmak uğruna sürekli olarak kendine işkence etmekle boşa geçtiğini söyleyebilirdim. Oysa kendi yaşamıma katılan olarak, umut ediyorum."
"Tek tanrılı din mevhumu-yani bizi sürekli gözetleyen, her şeyi kontrol eden, iyilik yaptığımızda bizi ödüllendiren ve bunun karşılığında mutlak itaat ve adanmışlık bekleyen her şeye kadir bir baba figürü-," 'çökmüş' insanların derin bir psikolojik ihtiyacını karşılıyordu;üstelik bu işlevini yerine getirmeye hala devam ediyor."
Kafka, Milena'ya yazdığı mektupların birinde: "Mektup yazmak, insanın kendisini merakla bekleyen hayaletlere açması demektir. Yazıyla verilen öpüşmeler, hiçbir zaman yerini bulmaz, yolda hayaletler tarafından emilip bitirilir."