Kitap kısa bir İbni Haldun biyografisi ile başlıyor.Soylu bir aileden gelen ve iyi bir eğitim alan İbni Haldun' un diger insanlardan ayıran bir zekaya ve gözleme sahip.Devlet meselelerinin yanında bir çok farklı ilim alanlarinda da çalışmalar yürüyor gittigi her şehirde istemese de etrafına taraftarlar toplayan ve saraydakilere potansiyel rakip olarak görülen bir deha!
Batılıların İbni Haldun için "Doğunun Machiavelli'si" demesine Cemil Meriç " iltifat değil iftira" demektedir.Peki biz İbni Haldun'u neden layıkıyla bilmiyoruz?Kitapta geçtiği şekli ile ;"Çok mu ilerledik de bu değerlere ihtiyacımız yok ya da çok mu geriledik de bu değerleri anlayamıyoruz?"
Kitap ile alakalı en ilginç bulduğum noktalardan biri "Coğrafya Kaderdir " sözünün İbni Haldun' a değil Ahmet Hamdi Tanpinar'a ait olmasıydı.
Peki coğrafya gerçekten kader midir? Sanırım bu soruya tarih boyu birçok cevap verildi bana sorarsanız her şey gibi coğrafya da kader derim.Ama bunu teslimiyetçi ve kabullenmiş kötülemek için değil tam tersi; coğrafya insanı güçlü kılar , coğrafya insana zorluklarla mücadele etmeyi öğretir, dünyanın en olgun ve empati kurabilen insanlari zor şartlarda büyüyen insanlar değil midir?
İbni Haldun'a göre toplum devlet kurma ihtiyacından ortaya çıkmıştır .Devlet ise güç ve ahlak ile meydana gelmiştir.İşi ehline vermek ,adaletli yönetim en yazara göre en önemlisi eğitim!İbni Haldun'a göre devletleri ayakta tutan yapı iyi bir egitimden geçiyor her şeyin özüne ve temeline eğitimi koyuyor yazar .
Kitapta genel olarak devleti oluşturan unsurları ,devleti ayakta tutan ilkeleri bize tüm açıklığıyla sunuyor yazar .Belki bu kitap Mukaddime eserinin özetinin özeti bile değil fakat İbni Haldun'u anlamak ve bir fikir sahibi olmak, ve kitaplarını okumak isteyenler için