Asla değişmeyeceğini sandığımız bir hayat dehşet verici bir kolaylıkla parçalanmıştı. Tanımadığımız bir boşluğun içine düşüyorduk ama nereye doğru düştüğümü bilmiyordum.
O iki sürücü bir kebapçıda buluşsalar, bu kez daha yüklü bir hesabı karşı tarafa ödettirmemek için yırtınmazlar mı? Bir futbol maçında sonucu etkilemeyecek taç atışı için yan hakeme ağır küfürlerle tepki gösteren delikanlılar, gazetelerde gezegenin en utanılası politik ve ekonomik skandallarını kazayla okuduklarında aynı dozda köpürürler mi? Bu gezegenin başka hangi demokratik ülkesinin vatandaştan, ülke sorunları karşısında yetersiz kaldıkları kezlerce kanıtlanmış siyasi parti liderlerine kırk yıl boyu şans tanımıştır? Bin yıl süreyle gezegenin en önemli metropolü olan İstanbul’u yönetecekleri seçerken, oy verdikleri kişilerin hiç olmazsa Fatih’in 550 yıl önce gösterdiği çağdaş hoşgörünün bir tutamına sahip olup olmadıklarını kaç kişi düşünmüştür?
Kaç yüz bin dolar tutacaksa esirgemeyip ilk seçimlerde Beyoğlu yöresinden milletvekili seçilmeliydim. Böylelikle, ülkenin devam zorunluluğu olmayan en saygıdeğer mi işinde gizli aylaklığımı gururla sürdürebilirdim.