İslam'ın hâkimiyeti yolunda gerektiğinde siyasetin imkanlarından faydalanmak ve müslümanca bir siyasetin nasıl yapılacağını güzel bir örneklikle ispat etmek de bir davetçinin görevleri arasında yer alır.
•İlim ve cihad birbirinden ayrılmaz iki kardeştir. Bu nedenle birisini diğerine tercih etmek yerine ikisini de beraber sürdürebileceğiniz bir yol ve yöntem bulmaya gayret edin!
•İlim öğreneceğim diye mücadeleyi terk edip gençliğinizin en verimli zamanlarını dört duvar arasına kapanarak geçirmeyin. Bir yandan ilmi çalışmalarınızı yapın bir yandan da öğrendiklerinizi mücadele meydanına taşıyabileceğiniz vasıtalar edinin.
•Hiç olmazsa çocuklarla veya gençlerle birlikte kuracağınız bir ders halkasında onlara nasihat edip ruh, azim ve heyecan vermeye gayret edin. Ama asla hep uygun zamanı bekleyenlerden olmayın. Bildiklerini insanlara aktarmak ve davet için uygun zamanı bekleyenlerin ömrü hep beklemekle geçecektir. Siz, harekete geçmeyi tercih edin!
"Kim, birini doğru yola davet ederse ona ecir vardır ve bu yolda amel edilirse ecri kıyamete kadar sürecektir. Ve bu, ecirlerden bir şey eksiltmez."
Müslim, İlim 16.
•Zikrin, Kur'an tilavetinin ve nafile ibadetlerin olmadığı bir İslami mücadele düşünülemez.
•Müslüman gencin muhakkak günlük bir zikir ve Kur'an virdi olmalıdır. Bu virdler onu gafletten ve sürekli ertelemekten alıkoyacaktır.
•Çelik gibi sinirlerin, bitmek tükenmek bilmeyen bir enerjinin ve korkaklık nedir bilmeyen bir cesaretin ana kaynağı, kalbi harekete geçiren nafile ibadetlerdir.
Davasını kendi ruhuna hakim kılamamış insanların bu davayı yeryüzüne hakim kılması, kendi iradesini terbiye edememiş insanların başkalarını terbiye etmesi mümkün değildi.