Zihnimizle kavrayabileceğimiz, kalbimizle öğrenebileceğimiz ne varsa, dünyanın en zengin yerinde olduğu kadar en fakir yerinde de aynı kesinlikle, aynı faydayı sağlayarak ve aynı tatmini alarak başarılabilir. Yaratılanın, içine doğduğu dünyayı anlamamasına sebep olan ve doğuştan gelen bu eksikliğin muhakkak bir sebebi vardır ve bunun açıklaması muhtemelen, insanın kaderiyle fiziksel dünyasının kaderinin bu kadar farklı olmasında yatar. Gözün görebildiği en yüksek, en büyük dağ silsilesinin kaderi yerle yeksan olmaktır. Saf yüreklerde hissedilen, insana özgü en küçük duygunun payına ise ölümsüzlük düşer.