“Başlangıçta dürtü vardır.” Eylem veya refleks değil, onlardan hem daha gizemli hem de daha aşikâr olan bir “dürtü”... Madeleine’e “Şunu yap!” diyemezdik ama bir dürtünün ortaya çıkmasını umut edebilirdik. Bir dürtüyü umut edebilir, teşvik edebilir, hatta kışkırtabilirdik.
Annesinin memesine doğru uzanan bir bebeği düşündüm. Bir keresinde Madeleine’in hemşirelerine şu öneride bulundum:”Madeleine’e yemeğini götürdüğünüzde tesadüfen olmuş gibi biraz uzağa bırakın... Derken bir gün, daha önce hiç yaşanmamış bir şey gerçekleşti: Madeleine aç ve sabırsız bir haldeyken kös kös beklemek yerine elini uzatarak somunu yakaladı ve ağzına götürdü. Böylece altmış yıl sonra ellerini ilk kez hareket ettirmiş ve kullanmıştı. Bu onun “motor birey” olarak doğumunu işaret ediyordu.