Popüler kültüre duyduğum iğretiden dolayı senelerdir kitaplığımdan bana göz kırpan ama anca elimin uzandığı kitaptır efenim.
Kurgusuyla beni bir hayli hayal kırıklığına uğratan bu kitap, yazıldığı dönemin şartlarını göz önünde bulundurduğumda beni düşüncelere sevk etmiştir.
1950'li yıllarda yayımlanan bu eserde, kitapların yakıldığı, insanların üzüntü ve yas gibi mod düşüren duygulardan vebadan kaçar gibi kaçtığı distopik bir dünya tasviri yapılmış #RayBradbury tarafından. Baskı, algı yönetimi ve teknolojiyi kullanarak yönetilen toplumun uyanmaması için alev atan itfaiyeciler adeta CIA edasıyla çalışmaktalar.
Günümüze dönersek bunun yansımalarını bulamaz mıyız, sosyal medyada mesela ? Peki ya yemek yerken bile sunumlar yapılan o mekanlarda ? Evde herkesin kendi ekranında bitirilen onca sezon dizide ? Hayatın her alanına eğlenceyi zaruri kılmaya başladık.
Tasvir edilen zaman diliminde korkulan şey kitaplar ise günümüz dünyasında dikkatimizdir. Dikkat, zamandan sonra insanın en kıymetli hazinesidir ve birkaç dakikaya sığdırılan videolarla çevremizle bağ kurduğumuzu zannederken dikkatimizden harcıyoruz. Para vermeden dünyayla bağ kuruyorum derken, bir daha düşünün. Bizim dünyamızda yakılan şey kitaplığınız değil, odaklanma beceriniz.