Büşra

Büşra
@busraybus
Bakışımızı inkilâb kelimesinin kökenine çevirdiğimizde çok tanıdık bir kelimeyle karşılaşırız: kalb. Türkçe’de gönül ve yürekle karşılanan bu kelimenin fiil olarak kullanımı (kallabe) çeşitli anlamlara sahipmiş gibi görünüyorsa da en temelde yatan anlamı “bir şeyin altını üstüne getirmek”tir; yani çevirmek, döndürmek, yuvarlamak, devirmek, değiştirmek...Dolayısıyla kalb kelimesi de işim olarak bütün bu hareketlerin ( tahavvülâtın, hâlden hâle geçişin) sebebi olan yeti için kullanılır.
Büşra isimli okura yanıt verildi
Büşra
“(Bir örnek olarak birçok âlimin yanısıra Hanefî mezhebinin imamı Ebu Hanife’nin dahî bu yetinin dimağda bulunduğunu açıkça ifade ettiğini söyleyebiliriz)”
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Bakışımızı inkilâb kelimesinin kökenine çevirdiğimizde çok tanıdık bir kelimeyle karşılaşırız: kalb. Türkçe’de gönül ve yürekle karşılanan bu kelimenin fiil olarak kullanımı (kallabe) çeşitli anlamlara sahipmiş gibi görünüyorsa da en temelde yatan anlamı “bir şeyin altını üstüne getirmek”tir; yani çevirmek, döndürmek, yuvarlamak, devirmek, değiştirmek...Dolayısıyla kalb kelimesi de işim olarak bütün bu hareketlerin ( tahavvülâtın, hâlden hâle geçişin) sebebi olan yeti için kullanılır.
Büşra
Güzel bilgi* Bu yetinin hangi organa çok olduğu ihtilâflıdır. Antik Yunan’dan beri halk bu yetinin göğüs kafesinin solunda olduğuna inanırken âlimler tam da aksine dimağda, yani beyinde olduğunu pekâlâ bilirlerdi.