"Söylesene, topukları ne kadar yüksek?" diye sordu biri. "Ayakkabının uzerinde çiçek deseni var değil mi?" diye sordu bir başkası.
"Yürürken 'tak, tak sesler çıkıyor mu?"
"Ayak kemiği nasıl kıvrılır, önce kıvırıp sonra mi ayakkabıyı giyiyorlar?"
"Desenler hangi çiçekten ve ne renk?"
Eğer dericilikten, ayakkabı yapmaktan anlasaydım o anda zengin olacağımı düşündüm.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Büyülü yaprakları korurken askerlerden yaprakları koparan veya gizlice yiyen olursa Büyük Akrep benim ellerimden çıkaracağım şimşekle onları öldürebileceğimi anlatmış. Elden şimşek çıkarmak bir çeşit "sanat"tır. Yirmi müzisyen de elbette onları gözlemekteydi. Sahtekârlık yapan olursa hemen çalgılarını çalmaya başlayacaklar ve Büyük Akrep de müzik devam ederken benim elimden şimşek çıkarmamı isteyecekti.
Dillerinde sıfat ve zarf azdır. Kelimelerde zengin değildir. Büyülü ağaca benzeyen bütün ağaçlara büyülü ağaç derler: büyük büyülü ağaç, küçük büyülü ağaç, yuvarlak büyülü ağaç, sivri büyülü ağaç, yabancı büyülü ağaç, büyük yabancı büyülü ağaç...
Üç dört ayda Kediceyi öğrendim. Dört ya da beş yüz kelimeyle her şey ifade edilebilir. Elbette birçok olay ve felsefi konular bu dille anlatılamaz ama bunun için Kedi İnsanların çözümü çok basittir: bu konuları konuşmamak.
Mars'taki toprak o kadar ince ve yumuşaktı ki hiçbir yerimde yara bere yoktu. Beni kovalayan diğer Kedi İnsanlar tabancanın sesinden çok korkmuştu. Herhalde üç gün hiç durmadan koşmuşlardır.