• "Oturup konuşalım şunu. Bulsun kelimem kelimeni
    Eğer uyku daha aziz esirlik daha ehven değilse
    Bir deli akıl çırpınıyor aramızda 
    ...
    Çıplan dünyadan çıplan ve gövdenden
    O büyülü çiçekleri yol arın bir kere"

    /?Soru İşaretlerinden Biri
  • Yazarlık kariyerinden önce fotoğrafçılık yapan Lewis Carroll Alice Liddell ile fotoğraf stüdyosuna aile fotoğrafı çektirmeye geldiklerinde tanışır.
    Bu, aile ile Carroll arasında dostane bir ilişkinin başlangıcı olmuştur.
    Bir gün beraber bir yat turuna çıkarlar ve Küçük Alice, Carroll'dan bir hikaye anlatmasını ister.
    Sonrasında Alice’in tavşan deliğinden geçip ve kendini büyülü bir dünyada bulduğu hikaye anlatılır. Yıllar sonra da bu hikaye kaleme alınır. Ve milyonlarca okura ulaşır. Alice ile Carroll arasındaki tanışıklık, 1863'de sebebi bilinmeyen biçimde sonlanır ancak bunun sebebi bilinmez. Eser ayrılıktan iki yıl sonra, 1865'de yayınlanır. Bazıları Carroll'ın Alice Lidell'a pedofil bir ilgi beslemiş olduğunu ve belki de bu yüzden aralarındaki ilişkinin birden koptuğunu iddia ediyor. Tabi bu sadece bir iddia.
  • Stephen King dünyanın en büyülü yazarlarından biridir. Çünkü her hikayesinde sizi farklı bir dünyanın parçası haline getirir. Duygularınızı geçici süre kontrol altına alır ve zihninizi yönetir. Zaten bu yüzden herkesten farklı, güçlü ve esrarengizdir. King külliyatının özel parçalarından biri ile tanıştırayım sizi.. Ejderhanın Gözleri...Baş karakterimiz Peter her yönüyle özel bir prens. Zeki, mağrur ve şartları zorlayıcı derece de gururlu biri. Kalbinde ki yabancı ile bütünleşen ve hikaye boyunca bize her daim umudu vaat eden bir Kral... Çok sevdiği babasının ölümü ile suçlanınca yıllarını bir kulede hapis geçiren Peter ve tüm bunların sebebi olan Flagg arasında ki korkunç savaşın anlatıldığı uğursuz bir masal diyebiliriz aslında. Gölgesinde kalan erkek kardeşinin korkaklığı yüzünden tahtından olan, en kötüsü etrafında ki herkesi kaybeden düşmüş bir kralın yürek burkan kurtuluş mücadelesi ile bizi kendine adeta esir ediyor. Bundan yıllar yıllar önce 19. yaş günümden bir gece önce bitirmiştim Ejderhanın Gözlerini. Evde tüm gün Flagg diye dolaşıyordum. Ondan en az Peter kadar korkuyor, Sasha kadar nefret ediyordum. Kaos ile beslenen bu kadim canavar iliklerime kadar işlemişti adeta.. Flagg o gece rüyama girmiş, kızıl bir amber gibi parlayan gözleri ile beni izliyordu kuzgini bir siyahlığın , adeta hiçliğin içinden...Sabah uyandığımda yattığım odanın duvarında mavi bir boya ile “İyi ki doğdun!” İmza: Flagg yazıyordu. Abim ve yengem bana bu korkunç kutlamayı yaptıktan sonra yaklaşık yarım saat gülmüştük. Eh zaman geçtikçe tıpkı ejderha kumu gibi eriyip gitmişti Flagg hayatımdan. 3 gün öncesine kadar. Onu ve sevdiğim tüm karakterler ile yeniden bir maceraya çıktım. Bu sefer genç ve tecrübesiz bir kız olarak değil, bir yetişkin olarak Flagg ve gerçek kötülük ile karşılaştım. Onu bir kez daha yendik hep birlikte. Ben , Thomas, Naomi, Denise, Peter ve inanılmaz dostumuz Fisky ile koskoca bir savaştan çıktık. Tıpkı hikayenin sonunda dediği gibi... Çok zevk alarak okudum ben bu masalı.. King seven herkes için özel bir yere sahip olabileceğine inanıyorum...Kurtuluşun, yokoluşun hatta tüm zorlukları ile sancılıda olsa yeniden varoluşun pamuk ipliğine bağlı olduğunu unutmayın...Flagg ve onun gibi karanlığa saklanan ifritleri ve sadece iyi olanların onları yenebileceği gerçeğini de...
  • Ben mişim-neymiş? -su sesiymiş
    Oymuş-cam kırıkları gibi gövdemi yakan-
    Yanağında sardunya kokusuyla yazdan
    Kimmiş o gelen ya giden kimmiş
    Bir yabancı mı, yoksa bir ermiş
    Değilmiş, bir çağrı bile yokmuş uzaktan.

    Güneş mi batarmış bir özel isim bitirir gibi
    Yanmış bir ağacın yaprakları mıymış kımıldayan
    Ne kalmış bir önceden ya da bir sonradan
    Kim koparmış dalından bu yabani incirleri
    Ya kimmiş kıyıya çeken hayalet gemileri
    Ne yazılmış nereye bu garip kargaşadan.

    Yıldızlar, büyülü ülke, adımı unutturan
    Bir kaya, bir ot, bir akarsu
    Hangi yaz şarkıcılarının ürpertili korosu
    Ki bütün ölüleri sığa çıkaran
    Ve kenti bir ölüm derinliğine salan
    Yani bir gül solarken bir gülün açma korkusu.

    Şiirler yazdım, kitaplar okudum
    Elime bir bardak aldım, onu yeniden oydum
    Derinlerde kaldım böyle bir zaman
    Kim bulmuş ki yerini, kim ne anlamış sanki mutluluktan
    Ey yağmur sonraları, loş bahçeler, akşam sefaları
    Söylesin benimle biraz bir kere gelmiş bulundum.
  • “… edebiyatla barbarlık arasındaki kavgada bir seçim söz konusu olduğunda erdemli gençliğin hangi tarafı tutacağı konusunda en küçük bir kuşkum bile yok.”
    Thomas Mann
    Sayfa 223 - Can Yayınları - 7. basım - 2. Cilt
  • Okurken büyülü bir dünyaya adım atıyorsunuz. Haruki Murakami bir sihirbaz gibi kelimelerle ruhunuzda insanlar, mekanlar, anlar inşa ediyor. Harikaydı.