Düşünüyorum da sevgiyi zamanın hangi dar ve sıkıcı koridorunda kaybettik ki dünyayı canavarlar gezegeni hâline getirdik? Sevgi defterini ne zaman, nerede dürdük ki insanları sokakta öldürmeyi, on günlük bebekleri beşiğinde uyurken bombalamayı başarı saydık? Şimdi “Aşk gelince cümle eksikler biter.” diyen Yunus’umuzu hatırlamak gerekmez mi? “Ne olursan ol, yine gel!” diyen Mevlânâ’mızı ve sevgi ve hoşgörü uğruna zamanla savaşmayı göze alan Doğulu, Batılı nice bilgeleri hatırlamak gerekmez mi?