Hazret-i Resul Efendimiz, rivayet edilen baska bir hadis-i seriflerinde de buyurmuslar ki:
"Dille istigfar edip günah üzerinde israr eden kimse, Rabbi ile alay eden kimse gibidir."
Yani dil ile istigfar ederken günahi da islemege niyet vardir. Bu türlü tevbe yalancilar tevbesidir. Dogru tevbe ancak dil ile istigfar edereken bir daha günahi islememegi de kalb ile niyet etmektir. Bu suretle tevbe yapildiginda günah büyük de olsa Allah, onu magfiret buyurur. Cünkü Allah, böyle kullarinin günahlarindan geciverici ve kullarini esirgeyici oldugunu ayet-i kerimleriyle bildirmistir.
Itizar (Bir özür, sebep, vesile dermeyan ederek ve bir mani göstererek af dileme) üc türlüdür:
1. Günah ve sucu inkar etmek
2. Günah ve sucu islemeye sevk eden saki bildirmek.
3. Günah ve sucu isledigine pisman olarak bir daha islememeye kesinlikle azm ve niyet etmek ki, iste tevbe bundan ibarettir.
Tevbe eger Allah'a isnad olunursa, tevbeyi tevfik ve tevbeyi kabul buyurdu manasinadir. Tabe Allahü ala abdihi denir ki, Allah kulu üzerine tevbe etti, demektir. Yani Allah kulunu tevbeye muvaffak kildi, Allah kulunu teshidden tahfife, haramdan mübaha cevirdi yahut Allah kuluna fazliyle ve kabuliyle rücu ve teveccüh buyurdu, demektir.