Hazreti Ömer Faruk, Ebu Musa El-Esari (r.a) ya gönderdigi risalesinde söyle demis:
„Bil ki, sabir ikidir. Birisi digerinden üstündür. Musibetlere sabir güzeldir. Bundan daha faziletlisi, Allah‘in haram kildigi seylerden sabirdir. Yine bil ki, sabir, imanin mabihi‘l kiyamdir (Yani iman sabir ile kaimdir). Söyle ki, takva iyiliklerin efdalidir, takva da sabir ile kaimdir.“
„Iman iki nisiftir. Bir nisfi sabir, diger nisfi sükürdür. Sabir ve sükür, Allahin vasiflarindan iki vasif ve esma-i hüsnasindan iki güzel isimdir. Binaenaleyh sabrin ve sükrün hakiktine cehil (bilgisizlik), imanin iki nisfina da cehildir. Sonra da Allah‘in vasiflarindan olan iki vasiftan gaflet demektir.“
Sükür, Allah‘in ahlakindan bir huydur. Nitekim Vacib Teala Hazretleri, kendi yüce zatini, „Allah Sekurdur, Halimdir,“ diye vasfederek haber vermektedir ki, Sekur‘un manasi, Allah, azicik amellerimize cok sevap vericidir. Halim‘in manasi da kusurlarimiz üzerine acele etmez, demektir.
„Sükredip iman ederseniz Allah size azab etmez. Allah sakirdir, sükredene mükafat verir, hakkiyle alidir.“
Nisa suresi 145
Bu ayet-i celilenin metninde sükür imandan önce aniliyor olduguna göre kul, evvela nimeti görüp sükreder, sonra nimeti ihsan eden Allah‘i bilip iman eder ki, böylece sükür imana sebep olur.