öylece otururken aklıma geldi birkaç cümle. görmezden gelen kişilerin farkına varsam da üzülmemeleri için fedakârlık yapan kişi ile kendisine zarar verdiğini düşünüp yollarını bazen acımasızca bazen sessizce kesen kişi, hep bendim. hayat boyunca iki uçta yaşayan kişiydim. insanlar çok sever bir yerdeb mutlaka vurmasını. şimdilerde bana hep affet diyorlar. ben nasıl affederim hayatımı anlamsızca bir kenara atmaya çalışan kişileri? nasıl bir kalp kaldırır kendisine yapılan ihaneti? en güvendiği kişilerin arkasından vurmasına alışan bir insan nasıl sorunsuzca affedebilir? aslında ben hep sessizlikten yana olmuştum, biliyor muydun? kaos istediğim son şeyi çevremde. her nasılsa istenilmeyene çekildim ve kaostan ibaret kaldı yaşamım. sessiz sakin bir köşede oturduğumda bile kaosa sürüklendi yaşamım amansızca. beni bu hâle getiren insanları nasıl affedebilirim? "geçmişini affet. affetmediğin sürece ilerleyemezsin." diye bir söz okumuştum çok önceden. bir kız çocuğunun hayatını bebeklikten itibaren mahvetmeye yönelik bu propaganda nasıl affedilebilir? asla katılmıyorum. geçmişinde yaşadığın acı, kin, nefret ve öfke hatırlanmaya değer çünkü. bir aptal gibi oradan oraya savrulup geleceğe yönelmektense geçmişimden gelen duyguları acı da olsa sakinleştirmeyi tercih ederim. çok şey oldu ve içim doldu. anlatabileceğim birisi yok muydu? elbette vardı ama insan kendi kendine konuşunca anlıyor, kendinden başkasının onu sakinleştiremeyeceğini. iyi geceler.