byparadox

byparadox
@byparadox
Rakıyı gören suyu, kadını gören yatağı düşünür olmuş… Oysa; ne içmesini bilen var, ne de sevmesini…
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İlahi Aşk'a ve Allah'a ulaşmanın formülü;
Birini uzaktan seviyorsanız. Ve bunu O'na söylemiyorsanız Bu, potansiyel İlahi Aşk'tır. O'nun Aşk'ına iman ederseniz. O'na teslim olursanız. Ve benliğinizi O'na teslim ederseniz. İlahi Aşk'a ulaşırsınız. İşte, Allah'a ve Gerçek Aşk'a ulaşmanın formulü budur.
Bakele
Bakele Benim babaannemdi. Bakele derdim ben de ona. Yanlarına gittiğim her yaz bir şeyler öğrenirdim. Kitap okunur, gazete bakılırdı meselâ. Okul gibiydi benim için köy. Lise sondaydım. Bakele ölmüş. Ne edecekti dedem? …toprak hamile gibi kabarmış, Bakele içinde yatıyor. “Dede?” dedim, “Bakele ne demek?” “Canım” demekmiş. Ve “aşkım” ve “bir tanem” ve “her şeyim” ve “ömrümün vârı” ve “gözümün nuru” ve “kalbim” ve “ışığım” ve daha yüz binlerce güzel söz, güzel ses demekmiş. İlk “canım” demek istediğinde ar etmiş dedem, “hanım” dese “malım” dmiş gibi olur diye korkmuş. “Vesile” dese çok resmi, soğuk. “Bak hele…” demiş, devamını getirememiş gibi. Bakele dönüp bakmış. Demek bütün söyleyeceklerini unutmuş, öylece kalmış. Bakele (…) bakmış ki demek yutkunup duruyor, “anladım İbrahim…” demiş. “Anladım… Sen bana Bakele de bundan sonra, ben anlarım senin ne demek istediğini.” (s. 13)
-Sızı-
Sizin hic İmkansızlıklar içinde kalmışken yaşadığıniza şükrettiginiz anlar oldu mu ? Benim oldu. En güzel çaresizlik ondan vazgeçememek .. bende boyle biriyim demek Yürek Sız'ısına meftun.. 🍁
Bir Aşk Masalı
Bir diyarın Karanlıklar Prensi varmış. İçi kapkara, zifiri karanlıkmış; geçmişte yaptıklarıyla acılıymış. Nice duyguları katletmiş, nice canlar yakmış, sevmiş-sevilmiş, yanmış. Boş bir anında, kendi emriyle kendini zindana attırmış. Bir de o diyarda Kaos Prensesi yaşarmış, aydınlığa özlem yüklü. Hiç kimseye güvenmezmiş; her saniyesi yıkım, geçmişi kıyametler doluymuş. Zamanında öyle kırbaçlar yemiş ki, kendine izler bırakmış unutmamak için. Prens ve Prenses, bir gece tanışmışlar bir yerlerde. Prens kendisi çıksa da çıkarmamış yüreğini zindanından o gece. Prenses sezmiş içindeki karanlığı, onun Karanlıklar Prensi olduğunu daha bilmeden. Bir el atsa çıkarır sanmış onu karanlıklarından, ama kendi kaoslarına da bulaştırmadan. Prens ise geçmişteki acıları hatırlamış prensese bakınca, elinde kılıcı nice saldırıları varmış kaos akşamlarında. Anlatmak istemiş, fakat prensesin güvensizliği engellemiş. İlk gecelerinde prens zindanına çekilmiş, prensesse hafızasında yanlış yer vermiş prense. Zaman geçmiş, yine karşılaşmışlar ilk tanıştıkları o yerde. Masal bu ya prens zindan kaçamaklarındaymış, prenses ise durgun kaos sonrası aydınlıklarında. İşte o gün birbirlerini çeken zıtlıklarında ortaklık görmüşler. Prens sahte ışıklarıyla gelmiş her buluşmalarına, prenses kaoslarını kilitlemiş prensin ziyaretlerinde. Mutluymuşlar ortada geçmiş yokken, gözleri değmiş, sözlerle okşamışlar birbirlerini. Prenses melek kadar güzel, Prens ulaşılmayacak kadar güçlü. Sonra birbirlerine geçmişten bahsetmeleri gerekmiş! Tabi hayat bu ya biri karanlıklar, diğeri kaoslarla yaşarmış. İkisinin karışımı akıl almaz derecede zararlıymış! Prenses umursamamış; Prens ise gururluymuş, "Savaşırım!" diye hazırmış. Prensin sarsılmaz, ışık sızdırmaz, hep sakin bir karanlığı varmış. Gün gelmiş prenses