1919’dan 1960’lara uzanan uzun bir zaman penceresine bakıyoruz.
Biraz doğaüstü denebilecek yetenekleri olsa da Harika’yı — bence — asıl özel yapan şey, içindeki ışığı “fazla mı olurum acaba” diye saklamaya çalışmadan dışarı yansıtabilmesiydi. Hayat dolu, cesur ve kendiyle barışık, ışıl ışıl bir kadın.
Ama bu hikaye sadece bir dönem romanı ya da güçlü bir kadın portresi değil; aynı zamanda bir anne-kız anlatısı. Harika, ne zaman iyi bir şey yapsa, ne zaman kendisiyle gurur duysa, gözlerini onay almak için çevirdiği bir yer var… Bu da romanın en kırılgan, en tanıdık yanı sanırım.
Satır aralarında bazen şöyle düşündüm: Keşke Harika’nın arkadaşı olsaydım