Zaman zaman durmak, kendinin dışına çıkmak ve Evren karşısında sessizliğe gömülmek gerekir. Bütün beden ve ruhla diz çökmek. Hiçbir şey istemeden, hiçbir şey düşünmeden, her ne olursa olsun, herhangi bir şeye teşekkür etmeden. Yalnızca, bizi kuşatıp saran sessiz sevgiyi yaşamak. İşte böyle anlarda, beklenmedik birkaç gözyaşı belirebilir belki göz pınarlarında -ne sevincin ne de kederin gözyaşları.
İnsanların çoğu mutluluktan korkar. Onlar için bu sözcük alışkanlıklarının bir bölümünü değiştirmek ve kimliklerini yitirmek anlamına gelir… Şöyle düşünürüz: 'En iyisi mutluluk kupasından su içmemektir, yoksa boşaldığı zaman korkunç acı çekeriz. '
Küçülmek korkusuyla, büyümeyi unuturuz, ağlamak korkusuyla gülmeyi unuturuz.
Öğretmen konuşuyor:
"Bugün olağanın dışına çıkan bir şey yapsak iyi olur- du. Örneğin, işe giderken yolda dans edebilirdik, bir ya- bancının gözlerinin içine bakabilirdik ve ilk görüşte aşk- tan söz edebilirdik, görünüşe göre saçma ama bizim inan- dığımız bir düşünceyi işverenimize önerebilirdik, her za- man çalmak isteyip de asla cesaret edemediğimiz bir müzik aletini satın alabilirdik. Işığın savaşçıları kendileri- ne bu türden günler bağışlayabilirler.
Bugün, boğazımıza takılı kalan bazı adaletsizlikler için gözyaşı dökebiliriz. Bir daha asla konuşmamaya ye- min ettiğimiz (ama telefonumuzun telesekreterinde ken- disinden bir mesaj bulmaktan hoşlanacağımız) birine te- lefon edebiliriz. Bugün her sabah yazdığımız senaryonun dışına çıkabilmeli.
Bugün, her türlü hataya izin var, hepsi bağışlanacak. Bugün hayattan yararlanmanın günü."