Tanrı hayatın içindedir, hayat da Tanrı’dadır. Yazgıyı daha iyi anlamak için bunun bilincine varmak yeter. Gündelik hayatımızın kutsal uyumuna nüfuz etmeyi becerebilirsek, her zaman iyi yolda olacağız ve bize düşen görevi tamamlayacağız.
Bu bölümü viyolonselci Pablo Casals yazdı:
"Ben sürekli olarak yeniden doğmaktayım. Bütün sabahlar yaşamaya yeniden başlama zamanıdır. Seksen yıldır güne aynı şekilde başlarım, bu mekanik bir alışkanlık değildir, ama mutluluğumun temel öğesidir.
Uyanırım, piyanonun başına geçerim, Bach'tan iki prelüt ve bir füg çalarım. Bu parçalar evim için bir tür kutsama duası işlevi görürler, ama aynı zamanda hayatın gizemiyle, insan türünün parçası olan mucizeyle tekrar ilişki kurma olanağıdırlar.
Seksen yıldır böyle yapmama karşın, çaldığım müzik hiçbir zaman aynı değildir, müzik bana her zaman yeni, olağanüstü ve inanılmaz bir şeyler öğretir."
Yazınız! Bir mektup, bir günlük yazın ya da telefonda konuşurken bir şeyler karalayın kâğıdın üzerine, ama bir şey yazın! Yazmak bizi Tanrı'ya ve öteki insanlara yaklaştırır. Yeryüzündeki rolünüzün ne olduğunu daha iyi anlamak istiyorsanız, yazınız.
Yazıyla ruhunuzu ortaya koyun, hiç kimse sizi okumasa bile - ya da en kötüsü, biri gizli kalmasını istediğiniz şeyleri okuyacak olsa bile. Şu basit yazma olgusu, düşüncemizi örgütlememize ve çevremizde bulunanları açık seçik ayırt etmemize yardımcı olur. Bir kâğıt ve bir kalem mucizeler yaratır acıları sağaltırlar, düşleri gerçekleştirirler, yitik umutları onarırlar.
Sözcüklerin bir gücü vardır.