Kusura bakma,
Şair kelamı bu ya,
Artık telmih üstüne telmih
ima üstüne ima...

Cahit Koytak

mahmut yiğiter, bir alıntı ekledi.
09 May 15:46 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Cahit Koytak, İbrahimce Sorular
Hakikate ermek
Kendini de dünyayı da okuyup
Anlayıp yutmak
Ve dürüp kaldırmak mıdır defteri?

Yoksa kendinde ve dünyada
Anlaşılmaz olan'ın gövdesinden
Kendine yeni bir " kendilik "
Yontup çıkarmak mı?

Abum Rabum, İskender Pala (Sayfa 25 - Kapı yayınları)Abum Rabum, İskender Pala (Sayfa 25 - Kapı yayınları)

Cahit Koytak:
tanrı’yı
bir mülk gibi
çitlerle çevirmeye kalkışan ferisiler
bütün mülklerin, mabetlerin
o’na ait olduğunu bilsinler!

Cahit Koytak
Ben ki şairim,yüzünüze bakarken
En çok içinizi görmekten korkuyorum;
Bu yüzden yüzünüze bakarken
Ensenizi yalayan denizi görüyorum,
Denizi cesedinize teyelleyen
Yunus sürülerini,
Fenikeli tüccar gemilerini,
Mağripli korsanları

Ya da mavi beyaz çizgili
Şiir transatlantiklerini...

Ben ki şairim,dediğim gibi,
Siz konuşurken, bakın, ben
Bir yandan denizi dinliyorum,
Ölümün üflediği boruları, sirenleri...

Ölüm ki,yalnızlıkların en yağız köpüreni,
En büyük köpüreni,
En sessiz köpüreni.

Ölüm ki, şiirlerin en şiire benzeyeni.
Ölüm ki, kusursuz örtüşeni,
Sözle sükutun.

Ölüm ki,davetleri geri çevire çevire
Artık toya düğüne
Çağrılmaz olanı,usta çalgıcıların...

Yüce İsminle Senin
Benim için yazdığın hikayede,
Kırk şair şöyle dursun,
Tek şaire yetecek
Yaratıcı ızdırap var mı, cömert Allah’ım,
Bunu göze alabilen bir yürek
Ve dokuz doğuran yürek yaraları?

Cahit Koytak

feylesof:, Kırmızı Pazartesi'ni inceledi.
 31 Mar 23:58 · Kitabı okudu

Santiago Nasar, Cahit Koytak'ın dizleriyle söyleyeceğim;
Seni
'' öyle gözü önünde nâsın
gözü önünde Tanrının ve devletin ''
...vurdular.
Öldürdüler seni.
*
Oysa daha ilk satırda bir karanlık çığlık;
- Seni öldürecekler Santiago Nasar!
... diye birbirimizden sakladığımız bir giz gibi dolanıp duruyordu nâsın arasında...
Aramızda.
İçimizde.
*
Seni öldüreceklerdi Santiago Nasar.
Bunu herkes biliyordu.
Devlet de biliyordu.
Devletin görevlileri de biliyordu.
Ama onlar ilgilenmediler, yeterince ilgilenmediler.
Halk da biliyordu.
Bir kukla oyunu izlemeye gelir gibi toplaştılar seni vuracakları zaman.
Herkesin bildiği tuhaf bir sır vücuduna sığamayıp orospulaştı.
Seni vurdular.
*
**
96 sayfalık bir kısa roman, ''Santiago Nasar, onu öldürecekleri gün, piskoposun geleceği gemiyi karşılamak için sabah 05:30'da kalkmıştı. '' diye başladı.
Ve, ''Beni öldürdüler, Wene Hala'' diye bitti.
Böyle uğursuz bir ıslık gibi, ıslak, kaygan ...
Toplumsal duyarsızlaşmanın otopsi raporunu yüzlerce sayfalık savcılık soruşturması kağıtlarının arasında karıştırdık durduk.
Eksik, pespaye, yitik...
*
Santiago Nasar'ı vurdular.
Vuracaklardı, vurdular.
Bıçakladılar onu...
Kan rengi kırmızıyla boyadılar yaşamı...
Bahaneler ürettiler kafalarında, gerekçeler doğurdular.
*
Sorgusuz, sualsiz infaz ettiler onu.
Linç ettiler.
Görüntüde iki kişi öldürdü, gerçekte bütün toplum...
Susarak, ...ama diyerek, destekleyerek, ... bir şekilde toplum...
Bir şekilde devlet...
*
Herkesin işleneceğini bildiği bir cinayet herkesin içinde işlendi.
*
Suçlu muydun, Santiago Nasar?
Öğrenemedik,.. uğultulu dedikoduların, arsız hedef göstermelerin arasında.
Suçlu muydun?
Cevabını alamadık.
*
''Suçlusun'' denildiği için suçlu oldun.
Buna inandığı veya inandırıldığı için kalabalıklar suçlu oldun.
*
Önyargının dişlek vahşiliğinde kemirdiler masumiyet hakkını.
''Bana bir önyargı verin, dünyayı yerinden oynatayım.''
*
Peşin hükümlerle yerinden oynatılıyor dünya.
*
''Kader bizleri görünmez kılar.'' diye bir cümle sonra...
*
Kader mi bütün bunlar?
Hangi anlamda kader?
*
... Santiago Nasar..
Seni düğün gecesinin ertesinde, piskoposun geldiği gün,
''öyle gözü önünde nâsın
gözü önünde Tanrının ve devletin'' vurdular.
Kendi ahlak ve başıbozuk kanun ve intikam anlayışlarıyla sana tek kelime konuşma hakkı vermeden vurdular.
Ve her şeyi kılıfına uydurdular.
*
Göstermelik tedbirleri devlet idarecilerinin, ve ''ölmeliydi'' anlayışı halkın iki sivri bıçak olup karnına saplandı.
*
''Hatta bağırsaklarına bulaşan toprağı eliyle silkelemek titizliğini bile gösterdi.''

İnsan yeterince sarhoş, yeterince deli,
Yeterince çocuk olmayı becerirse,
Ne dost kalır, ne düşman, ne bey, ne köle;
Varlık dikişsiz, yamasız ve nihayetsiz
gözükür göze ve zaten öyledir de.

Cahit Koytak