İnsan kendi yazdığı kitabı inceler mi? İnceliyor. Hem de diğer kitaplardan daha çok.
Hiç bilmiyormuş gibi baştan baştan okuyorsunuz kendi kitabınızı. Beğendiğiniz tarafları "gururunuz", beğenmediğiniz tarafları "keşkeleriniz" oluveriyor.
Ben Yarının Öyküleri'ni çok severek ve eğlenerek yazdım, öyle olunca da hiç yorulmadım, kendi görmek istediğim sahneleri tasarladım, kendi meraklarımı işledim,
Sonra "Kendimi bile şaşırtabilirsem okurumu da şaşırtırım" diyerek sonlandırdım, sonları önceden tasarlamadım, yazarken sonları şekillendirdim, sırf "kendim de şaşırayım" diye...
Bir hikayeyi sonunu bilmeden yazmak öyle zor ki... Olayı götüreceğiniz bir doğrultu yok, gittiği yere gidiyor ve siz de onunla birlikte yol alıyorsunuz.
Riskli miydi? Evet...
Değdi mi? Daha da evet...
Yarının Öyküleri hala tekrar okuduğumda beni şaşırtabiliyorsa sizleri de şaşırtacaktır.
Gelecekte daha iyilerini yazabilecek olsam bile "İlkim" olarak hep özel kalacak.
Okuyanlara, okuyacak olanlara ve okumamış olanlara sevgi ve saygıyla!
Yarının Öyküleri