• Simgelere bulanmış olan dünya, altın suyuna batırılmış, boktan bir alliance’tı.
  • Sahi, zaten bir sizin hayatınız gerçek değil mi? Beyninizi kiraya verdiğiniz sümüklü çakma mehdinizin terli atletinden bir parça elinize ulaştığında ona 'Kabe örtüsü' muamelesi yaparken çok emindiniz yaşadığınız şeyin gerçek olduğundan. Haftanın tek günleri Allah'la, çift günleri Allah'ın Peygamberiyle görüşüp emirleri direkt olarak onlardan aldığını beyan eden o ağlak Mesih bozuntusuna hayatınızın her zerresini kayıtsız şartsız teslim ederken; mesleğinize, eşinize, yapacağınız ihanete o karar verirken her şey çok gerçekti.
    Bir bizim hayatımız tiyatrodur zaten. Boğaziçi Köprüsü'nün girişinde karşılaştığım Yıldıray Oğur'la 'doçkadan atılan bir kurşun bizi vurmasın' diye bir arabanın egzozunun altına tam siper yatmışken ben de düşündüm bunu tam olarak. 'Tiyatro bu' dedim. Bir arkadaşıyla kol kola girip 'Lebbeyk Allahümme Lebbeyk' diyerek kurşunların doğrudan üzerine yürüyen Alpaslan Durmuş'u gördüğümde pekişti düşüncem: Tiyatroydu yaptığımız.
    Hani bir adam vardı. Böyle tankın önüne yatmış. 'Vay be abi' dedim, 'vay be. Photoshop teknolojisiyle işi bitirmişiz..'
    Mustafa Cambaz abinin şehit edilmesini zaten anlarım. Dünya kamuoyuna 'bak bak, gazeteci de öldürüyor bu darbeciler' dememiz lazımdı. O sahne tamam. Erol Olçak abinin şehadeti de makul çünkü reisin en yakınındaki adamlardan biri öldürülecek ki meselenin tiyatro olduğunu kamufle edebilelim.
    Hepsi tamam da Halil Kantarcı'yı niye öldürdük onu anlamıyorum. Anlamıyorum, çünkü onu öldürmek hiçbir işimize yaramazdı.
    Kim miydi Halil Kantarcı? Tabii ki tiyatrocu. 28 Şubat'ta kendimizi mağdur gibi göstermek için sahneye koyduğumuz oyunun en önemli oyuncularından biriydi. Tıpkı Yakup Köse gibi onu da 15 yaşında yargılattık. Senaryo gereği idam cezası verdik. Senelerce hapiste yatmasını sağladık. İşkence görmesini sağladık. Hayatını elinden 'senaryo gereği' aldık. Hapisten çıktığında da 'mağduru oynayabilsin' diye çeşitli başka davalarla yargılattık onu. Her an yeniden içeri tıkmakla tehdit ettik.
    Sonra ne mi oldu? Hiç. Evlendi Halil abi. 3 tane pırıl pırıl evladı oldu. Biri şu an bebek henüz. Durun. Yanlış söyledim. Başta Üsküdar olmak üzere İstanbul'un dört bir yanında onlarca evladı yaşında delikanlıya babalık, abilik etti. Ama dedik ya. Gerçek bir hayatı yoktu. Yaşadığı her şeyi 'oynuyordu.' Zira bir sizin hayatınız olabilirdi. Bir tek siz direnebilir, bir tek siz hakikatin bekçiliğine soyunabilirdiniz.Neyse. Artık ortada çok bir problem kalmadığına göre kalksana Halil reis, tiyatroymuş her şey. Kalk hadi. 3 çocuğun seni bekler. Üsküdar'ın delikanlıları sohbetini özler. Ben her daim gülümseyen yüzünü görmek isterim. Kalk abi. Tiyatroymuş her şey. Sümüklü mehdiden, onun sümüklü mankurtlarından daha iyi bilecek değiliz ya. Kalk Allah aşkına. Şakanın tadını kaçırma. Kalk. Daha seninle ne şahane oyunlar sahneleyeceğiz. Ne muazzam senaryolara hayat vereceğiz. Kalk reis. Kalk.Ne diyordu Tayyar abi: 'Şehadet en çok benim Halil'ime, benim güzel kardeşime yakışır. Sıkıntı yok. İnna lillah ve inna ileyhi raciun. Başka gerçek var mı?'
  • "Böyle gariban mı olur! Yanlış anlamışsın sen garibanlığı. Gariban insan başkasının kabusunu görebilen insandır. Sen benim kabusumu gördün mü hiç? Bendeki piçi gördün mü, tecavüzü, katliamı, kayıpları gördün mü? Benim tarihimde dışlanma var, linç var, hakaret var. Babamın ezikliği, annemin dünya tiksintisi var. Hayvanın azabı var. İnsanlığın felaketi var. Babamdan gördüğüm şefkatin ödenmiş bedeli var. Hangi birinden haberin var senin? İlla anlatmam mı lazım, kokusunu almadın mı? Hangi birini hissedecek kadar yaklaştın bana. İşin gücün sadece rezalet çıkarmak. Ama adam gibi rezil olmaya gelince garibanlıkla böbürleniyorsun. Bir rezil ol ya, Allah aşkına bir rezil ol da göreyim. Sıkıyorsa hiç kaytarmadan gerçekten rezil ol. Şöyle adamakıllı rezil ol da saflaş biraz. Kıçımın kenarı gariban! Sendeki garibanlık var ya, yüzünü yıkayınca hemen akar dostum, hiç merak etme. Saçlarını kestir, favorilere şekil yap hemen geçer."
  • Yazarlık bir yerde kendi kendine gelin güvey olmaktır.okur da bu çakma dügüne katilir yazılarını okuyarak.
    Yalan dünya...
  • Bu dünya sizin gibi çakma erkeklerle dolu. Muhteşem bir dünyada herkesin yaptığının bir bedeli olur ancak, burası muhteşem bir dünya değil. İnsanlar kötü şeyler yapıyor eğer şanslıysan bunu düzeltme şansın oluyor. Çoğu zaman cezasız kalıyor. Bu o çoğunluktan biri değil. Yaptığınız hata benim dostumu öldürmekti. O yüzden ben de her birinizi öldüreceğim.

    Adalet 2 Filminden