Fantastik kurgu okuyan herkes bir noktada Brandon Sanderson'ı duymuştur.Benim için Zaman Çarkını bitiren yazar olarak kalacağını düşünmüştüm lakin artık kendi numero uno'sunu yaratmış olduğunu görüyorum.Fantastik kurgunun ne olduğunu,bu türdeki çoğu yazarın aksine mevcut kurguyu kendi süzgecinden geçirip olay örgüsü yaratarak harmanlamaktan ziyade tamamen kendi hayal gücünün sınırlarında gezinip ortaya koyması ve okura böylesine aşırı epik bir düzen sunup abartılı fantaziden uzak tutmayı başarması takdire şayan.İnanılmaz bir hikayeye nefes kesici bir giriş,şimdiye kadar okuduğum her kitapta hissettiğim heyacanı bu sefer sayfaları çevirirken buldum.Tamamen özgün ve zamanlı olmasıda harika bir eseri kusursuz yapıyor.
Bu öylesine bir kusursuzluk ki Kralların Yolunu sadece fantastik kurguda ele almak ona haksızlık olacak,kitap içinde öğreten bir kitap yapılan nükteler,tamamen alakasız bir kurguda bizimkinin aynısı bir dünya.Algının hiçbir zaman değişmediğini,kendi kendini tüketme potansiyeli,doğrudan ziyade bakış açısının herkesin kendi hikayesindeki iyi adam olmasını savunmak yerine anlamaya çabalaması ve bunu sadece konu üzerine çalışan yazar ve düşünürlerden eksik kalmayacak şekilde iyi başarması yazarıda eseride sıradan tekdüzeliğe indirgemeyi imkansızlaştırıyor.
Tolkien,Martin,Sapkowki,Rowling veyahut daha taze bir kana bakacak olursak Rothfuss gibi sadece bu türde eserler verip başıda önde çekenlerin yapamayacağı şekilde Sanderson'ın istediği her türde yazabileceğine inanıyor ve herbirinin romanlarındaki incelikle tarzlarına sahip olduğunu düşünüyorum.Kralların Yolunu okumak Sanderson'ı okumanın yanı sıra hepsini okumak gibiydi.İşte bu yüzden Kralların Yolu benim için bir başyapıt.