Giriş Yap
Cinderella masalına farklı bir bakış
Cinderella, masalda iyi, tatlı olarak tanımlanan genç kadındır. Uysaldır, itaatkardır, şikayet etmez, otorite figürü kimse onun hizmetinde çalışır ve bir "hizmetçi" olarak son derece çalışkandır. Cinderella'nın kötü kalpli üvey annesi ve üvey ablaları ne isterse sorgulamadan, canla başla yapması, onlara hizmetçilik etmesi "çalışkanlık" adı altında övülür. ... Prens o kadar kendisiyle meşguldür ki. Cinderella'yla birkaç saat boyunca dans etmiş olmasına rağmen Cinderella'nın yüzünün neye benzediğini bile hatırlamamaktadır. Fakat Cinderella, kendisini yüzünü hatırlayacak kadar bile önemsememiş bu adama sitem duymaz; ne de olsa o masaldaki "iyi", "tatlı", "uysal", asla şikayet etmeyen olumlu karakterdir.
Reklam
200 syf.
·
4 günde
·
Puan vermedi
Bu romanı ilginç saymamın iki nedeni var. Birincisi, Batılılaşma sorununu alafranga züppe tipini sergileyerek ele alırken, Türk romanında uzun yıllar kullanılan bu tipi ilk işleyen roman olması. Bu tipin geçirdiği gelişim ilginçtir, çünkü Felatun, Bihruz ve Meftun aynı kalıptan çıkmış gibi görünürlerse de, aslında farklı züppelerdir ve daha önemlisi bu tip 1920'lere kadar izlendiğinde Peyami Safa ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun romanlarındaki Batı hayranı yozlaşmış alafranga insanların Tanzimat'takilerden büsbütün farklı oldukları görülür. Böylece politik ve ekonomik koşulların değişmesi sonucu yeni bir alafranga tipin oluşumunu ve yazarların aşırı Batılılaşma sorununa yaklaşımlarının ideolojik bakımdan nasıl geliştiğini gözlemek olanağını buluruz. Fe!atun Bey ile Rakım Efendi'yi ilginç bulmamın ikinci nedeni, Batılılaşma sorununun Türk romanının kişilerini, kuruluşunu belirlemekte nasıl bir rol oynadığına, aşırı da olsa (daha doğrusu aşırılığından ötürü) iyi bir örnek oluşturması. Felatun Bey ile Rakım Efendi daha çok Felatun Bey tipi dolayısıyla tanınırsa da, yazarın gerçek amacı züppe tipiyle alay etmektir diyemeyiz, çünkü züppenin kılık kıyafetini, alafrangalığa özenti davranışlarını, gülünçlüğünü ortaya koymak amacı ikinci planda kalır romanda. Ahmet Mithat'ın ortaya koyduğu temel karşıtlık Felatun Bey ile Rakım Efendi'nin temsil ettikleri tembellik ve israf ile çalışkanlık ve tutumluluk arasındadır. Ahmet Mithat Batılılaşmayı yanlış anlayan Felatun Bey'in karşısında doğru anlayan Rakım Efendi'yi koyarak, kendisi için az çok ideal sayabileceğimiz bir Osmanlı Efendisi çizer. Romanda Felatun'dan çok üstünde durulan Rakım Efendi para işlerinde dikkatli, çalışarak başarı kazanan, fakirlikten durumunu düzeltebilen adamdır. Rakım'ın biraz da Ahmet Mithat'ın kendisi olduğunu unutmayalım. Ticaret ve sanayi alanında Avrupalıları taklit etmemiz gerektiğine inanan yazarımız ekonomi kuramlarını ilk inceleyen düşünürlerimizdendir. Hall-ül-Ukad ( 1889) adlı yapıtında liberalizmin Türk ekonomisinin yararına olmayacağını, sanayimizin yıkılmaması için himayecilik sistemini uygulamanın doğru olacağını söylüyor (Bkz. Hilmi Ziya Ülken, Türkiye'de Çağdaş Düşünce Tarihi) Ahmet Mithat Türkler'in ticaret anlayışında Avrupalılardan çok gerilerde kaldığını, iş hayatında tembel olduklarını, ticaret ve sanayide ilerlemeyi pek akıllarına getirmediklerini, aydınların devlet memurluğundan başka bir geçim yolu düşünmediklerini görerek, romanlarında ve yazılarında bu konuda Batı'nın üstünlüğünü vurgulamak, okurlarını uyarmak, onlara ticaretin, sanayinin ve genellikle çalışmanın hem saygıdeğer hem de kazançlı bir uğraş olduğunu telkin etmek ister. Ahmet Mithat, Felatun'un yetiştiği çevreden ve aldığı terbiyeden başlayarak alafrangalık merakı ile alay eder, Felatun'u zaman zaman gülünç durumlara düşürür. Züppelik gereği giydiği dar pantolonu dans ederken cart diye yırtılır; İngiliz ailesinin aşçı kadınına sataşırken üstüne mayonez dökülür, aşçı kadına sarılıyorum diye evin hanımına sarılır. Böyle kaba mizah yolu ile yapılan bir alay vardır romanda tabii. Bununla birlikte asıl amaç israfın ve hesapsızlığın neden olacağı felakete ve buna karşılık, çalışarak para kazanmanın ve tutumlu yaşamanın getireceği mutluluğa işaret etmektedir. Tanzimat romanında mirasyedi tipi tekrar tekrar alınır ele. Ahmet Mithat yalnız Feliitun Bey ile Rakım Efendi'de değil Müşahedat'da ve diğer bazı hikayelerinde de okuru uyarmak için mirasyedi tipini kullanır. Namık Kemal'in lntibah'ında babasından kalan mirası yiyip yoksulluğa düşen Ali Bey vardır. Nabizade Nazım'ın Zehra'sında servetini Beyoğlu'nda bir kadına yedirip parasız kalan Suphi'yi buluruz. Recaizade Ekrem'in Araba Sevdası'nda babasının bıraktığı mirası yiyip bitiren, alafranganlığa düşkün Bihruz'dur romanın kahramanı. Mirasyedinin servetini eğlence hayatında har vurup harman savurması tema'sı Tanzimat romanına özgü bir şey değil aslında. (Berna Moran, İnci Enginün, Ahmet Hamdi).
Felatun Bey ile Rakım Efendi
7.6/10 · 17,1bin okunma
Ama evliliğin önündeki en önemli engel, ailenin ayakta kalabilmesi, hele yönetilebilmesi için sende gördüğüm her şeyin gerekli olduğu yönündeki söküp atılamayan kanaatim; üstelik iyilik ve kötülüğün senin içinde organik olarak birleştiği gibi, bunların hepsi bir arada gerekli, yani güç ve diğeriyle dalga geçme, sağlık ve belli bir ölçüsüzlük, konuşma yeteneği ve yanına yaklaşılmazlık, özgüven ve kimseden memnun olmama, dünyaya kafa tutma ve zorbalık, insan sarraflığı ve insanların çoğundan kuşkulanma, ama sonra çalışkanlık, sebat, hazırcevaplık, korkusuzluk gibi hiçbir zararı bulunmayan meziyetler. Kıyarlarsak bütün bunlardan bende neredeyse hiç yoktu ya da çok az vardı ve senin bile evlilik içinde ağır savaşlar verdiğini, hatta çocuklarına karşı başarısız olduğunu görürken evliliğe mi cesaret edecektim?
Ayşe biraz düşündü: - Leylâ’yı ortaokulda bir yıl okuttum. Aradan da yedi sekiz yıl geçtiği için intibalarım zayıflamıştır. Fakat çocukların bilgi ve çalışkanlık bakımından her sene biraz daha gerilediğini dikkate alarak diyebilirim ki benim kahraman kızlarım senin Leylâ’ndan üstündür. Selim, Ayşe’ye baktı: - Neden benim Leylâ’m oluyormuş? Sen de herkes gibi bana Mecnun diye mi bakmaya başladın? Ayşe yine şefkatle gülümsüyordu: - Prenses olunca elbet, senin olacak, dedi ve aklına gelen şakayı yapıp yapmamak hususunda bir tereddüt geçirdikten sonra ilâve etti:   - Prensesi kabul etmezsen onu da ben alırım. Fakat kahraman kızlarımı almak istersen... Vermem!...
Reklam
39 syf.
·
1 günde
·
Beğendi
·
Puan vermedi
Herkese merhabalar Ne biz boş duracağız ne de sen sahipsiz kalacaksın. Milli ve manevi değerlerle dolanmış, kuşanmış nice genç yiğitler bu bayrağı elden ele taşıyacak. Ay yıldızlı al bayrak, en yükseklerde şerefle ve şanla dalgalanacak Yerli ve milli insansız hava araçlarının(İHA) geliştirilmesinde öncü olan Selçuk Bayraktar'ın bilimsel çalışmalarını ailesini ve kendisiyle ilgili bilgileri tek tek öğreneceğiz. Çocuklarımıza ve okuyan herkese vatan sevgisi,azmin sonucunu, çalışkanlık, özveri ve kararlılık aşılamak, hayallerinin peşinden gitmek, teknolojiyi sevdirmek ve en önemli husus vatanına milletine siz yapamazsınız diyenlere yapabildiklerini göstermek. Daha küçük yaşta göklere aşık olan Selçuk Bayraktar gökyüzüne imza atıyorum diye başladı . Bizim hikayemiz köklerden göklere uzanıyor. Bugün göklere imzasını attığını herkese gösterdi. çocuklarımıza gençlerimize öncü oldu. Onlara yol gösterdi. Selçuk Bayraktar'ın yolundan ve izinden giden tüm gençlere de selam olsun Birilerinin yurt dışına bağımlı olma zorunluluğu milletimize olan sorumluluğumuzun önüne geçemez. 'Özdemir Bayraktar'. (Rahmetle,minnetle anıyoruz)
Göklere İmza Atanlar: Selçuk Bayraktar
10.0/10 · 6 okunma
Reklam
2
208
2.074 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42