Beyza

Zikir, imanımızın nabzıdır
Zikir bizi Allah’a bağlar, mağfiretmize vesile olur, derecemizi yükseltir, ruhumuza hayat verir, kalplerimizi ferahlatır ve imanımımızın hem varlığını hem seviyesini gösteren nitelikte nabzıdır
Sayfa 37·Kitabı okuyor
Reklam
Günümüzde asıl dert edinmemiz gereken konu ‘küçük münafıklık’ olmalıdır. Doğruyu bilip anlamamıza rağmen kısmen de olsa onu boşlamak küçük münafıklığın bir alametidir. Bu alameti taşımamaya dikkat etmeli ve doğruyu gördüğümüzde bilip kabul ettikten sonra uyguladığımızdan emin olmalıyız. Böyle yapmadığımız takdirde nifak kapısı bizim için de aralanmış demektir. Allah’tan bize ilahi doğruyu görme yetisi, onu bilme basireti ve daima doğruyu takip etme kudreti vermesini ve onun yolundan yürüyenlerle bizi beraber kılmasını niyaz ederiz. Amin.
Sayfa 27·Kitabı okuyor
Alıntı
Bu şiiri yazan Ârif Nihat Asya, Allah rahmet eylesin, Mevlevî tarikatimizden idi. Mevlevî tarikatinde dervişlik makamına yükselmişti. Mevlevîlikte derviş olmak için binbir gün çile çekmek lazım, üç yıl filan... Ârif Nihat Asya sıradan insan değildi, Allah rahmet eylesin. Fetih Marşı: Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek; Dağlardan çektirilen, kalyonlar çekilecek, Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek, Yürü, hâlâ ne diye oyunda oynaştasın? Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın. Sen de geçebilirsin yardan, anadan, serden... Senin de destanını okuyalım ezberden... Haberin yok gibidir taşıdığın değerden... Elde sensin, dilde sen, gönüldesin baştasın... Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın..! Yüzüne çarpmak gerek zamanenin fendini... Göster: Kabaran sular nasil yikar bendini? Küçük görme, hor görme, delikanlım kendini Su kırık abideyi yükseltecek taştasın; Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın! Bu kitaplar Fatih'tir, Selim'dir, Süleyman'dir. Şu mihrap Sinanüddin, şu minare Sinan'dir. Haydi artık uyuyan destanını uyandır! Bilmem, neden gündelik işlerle telaştasın, Kızım, sen de Fatihler doğuracak yaştasın! Delikanlım, işaret aldığın gün atandan, Yürüyeceksin... Millet yürüyecek arkandan! Sana selam getirdim Ulubatlı Hasan'dan, Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın,
Sayfa 124·Kitabı okudu
Alıntı
Ben Fransa'da Strazburg şehrine gittim. "Hocam." dediler, "Burada müslüman olmuş iki Fransız var." Kökeni Fransız, hakiki Fransız. Birisi erkek, birisi kadın, onun karısı... İkisi de doktor. "Tanışalım." dedim. "İyi müslüman, sağlam müslüman." dediler. "Yok hocam, burada değil." "Nerede?" "Afganistan'a cihada gitti." dediler. Var mı içinizde bir tane Afganistan'a cihada gitmiş olan? Yok. Biliyorum, burada yok. Olmaz, bizde öyle şeyleri arama. Afganistan'a cihada gittiler. "Doktorlar ne cihad edecek?" dedim. "Buradan bütün hayır kurumlarını dolaştılar, bedava ilaç topladılar, kutuları doldurdular, Afganistan'a götürdüler, hastanelerde görev aldılar, harıl harıl mücahitleri tedavide çalıştılar." dediler. Bak ne kadar güzel. Bizim doktorlar da yapabilir. Gördün mü iman neler yaptırtıyor.
Sayfa 123·Kitabı okudu
Alıntı
Yavuz Sultan Selim öyle askerden korkan bir tip değil, yaman adam asabi bir adam. "Karılarının yanına gitmek isteyen gitsin, ben savaşmaya çıktım, gideceğim. İstemeyen gelmesin." demiş.
Sayfa 121·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam