Ruh bedenden ayrılırken arıdır, kendisiyle birlikte bedenden hiç bir şey götürmez. Hayatı boyunca, onunla kendi arzusuyla hiçbir ilişkide bulunmadığı gibi, ondan uzak durur, kendi içine yoğunlaşır. Hep bunu amaçlaması, doğru bir şekilde felsefe yaptığını, kendini kolay bir şekilde ölmeye hazırladığını gösterir.
Haklı olarak söylendiği gibi bedenimiz bizi aşklar, tutkular, korkular, her türden hayaller ve saçma gevezeliklerle doldurur ve onun yüzünden bir an olsun en basit bir şeyi bile düşünmemiz mümkün olmaz.
Bedenimiz var olduğu ve ruhumuz onun gibi bir kötülükle yoğrulmuş hâlde bulunduğu sürece, hiçbir şekilde arzuladığımız, gerçek adını verdiğimiz şeye bizi tatmin edecek kadar sahip olamayacağız.