Nietzsche’ ye üzüldüğüm eser (SPOİLER!)
Öncelikle yorumumu kitaptaki karakterlerin gerçek hayattan başarılı şekilde uyarlandığına dayanarak yapıyorum. Çünkü bu kitabı bu kadar başarılı yapan güzel kurgusu, akıcılığı ve zoru kolay anlatmasının yanı sıra Nietzsche portresini başarılı şekilde uyarlamış olması.
Eğer Nietzsche anlatıldığı gibiyse kendisine üzülüyorum. Sebebine geleceğim. Kitaptaki ana karakterler gerçekte de bilinen kişiler Lou Salome, Nietzsche, Dr. Breuer diyebiliriz ve arada Sigmund Freud da hikayemize dahil oluyor. Lou Salome, Dr Breuer’e gelerek arkadaşı ve aşkını tedavi etmesini istiyor ve doktorun bunu kabul etmesiyle tedavi süreci başlıyor. Filozofun fiziksel olarak da birçok hastalığı bulunuyor ve hayatı aslında acı içinde geçiyor. Doktor ve filozofun birbirleriyle olan seanslarını okuyoruz biz de. Buralarda felsefe ve psikoloji üstünde derin konuşmalar yapılıyor. İki güçlü aklın birbirini ikna etmek için oyun oynarken oyuna kendilerini kaptırarak duygularına yenilerek aslında birbirlerini etkiliyorlar. Doktor kendini keşfediyor, filozof sayesinde göz ardı ettiği sorunlarla yüzleşiyor ve filozof da aslında tedaviye ihtiyacı olduğunu kabul ediyor. Şimdi karakterleri tek tek kendi perspektifimden inceleyeceğm.
Nietzsche: Kendini yalnızlığa mahkum etmiş, sahtelikten hoşlanmıyor, hakikat acıtsa bile bilmek istiyor. Ümit etmenin kötülüklerin en büyüğü olduğunu savunuyor. Tüm eylemler kişinin kendine yöneliktir diyor. Tüm sevgiler ise kendine olan sevgidir. Arzuyu severiz, arzulananı değil. Cinsel ilişkilerin bir güç mücadelesi olduğunu düşünüyor. Bunun sebebi de Lou Salome tarafından kullanıldığını düşünmesidir. Lou Salome onun hayatındaki tek kadın olmuştur, onu gerçekten sevmiştir. Onun başkasını tercih etmesi kendine ihanet edildiğini düşünmesine,
Bana başka hiçbir kadının dokunmadığını biliyor muydun? Hiç sevilmemek, hiç dokunulmamak nasıldır, biliyor musun? Hiç kimsenin seyretmediği bir hayatı yaşamak nasıl bir şeydir, bilir misin? Pansiyon sahibine “Guten Morgen, Guten Abend” demek dışında kimseyle tek kelime etmeden geçirdiğim günler olur. Evet, Josef ‘yer yok’ ifadesini doğru yorumladın. Ben hiçbir yere ait değilim.