Cansu Sakallı

Cansu Sakallı
@cansuskll
Ölmek nasıl bir ansa yaşamak da bir an. Gözlerini kapar ve bütün gereksiz korkuların çözülüp gitmesine izin verirsin. Sonra korkudan muaf olan bu yeni varoluş halinde kendine sorarsın: Ben kimim? Şüpheler olmadan yaşayabilseydim neler yapardım? Haksızlığa uğrama korkusu olmadan yaşayabilseydim? Acıdan korkmadan sevebilseydim? Yarın o tadı nasıl özleyeceğimi düşünmeden, bugünün tadını çıkarabilseydim? Zamanın geçişinden ve sevdiklerimi benden çalabileceğinden korkmamış olsaydım? Evet. Ne yapardım? Kimleri umursardım? Ne için savaşırdım? Hangi yollarda yürürdüm? Nelerden haz alırdım? İçimdeki hangi gizemleri çözerdim? Kısacası nasıl yaşardım?
Sayfa 308
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Biz o kadar uzak olduğunu zannederken, geçmişin bu kadar yakında olması ne tuhaf. Bir cümleden fırlayıp sizi çağırıvermesi tuhaf. Her bir nesne ve sözcüğün, içinde bir hayalet barındırabilmesi tuhaf. Geçmiş apayrı bir yer değildir. Bir sürü, bir sürü yerdir ve bu yerler şimdi de belirivermeye her an hazırdır.
Sayfa 177
Bugünlerde zamanın bir silah olduğunu farkediyorum. İnsanları beklemek zorunda kalmaktan daha çok güçsüzleştiren başka bir şey yok.
Sayfa 119
Geçmişle yapabileceğimiz tek şey, onu sırtımızda taşımak ve ağırlığının gitgide arttığını hissederken altında kalıp ezilmemek için dua etmek.
Sayfa 61
İnsanlar yalnızca görmeye karar verdikleri şeyleri görürler..
Sayfa 60