Yusuf CANTAŞ

Kasım 1839’da Gülhane’de okunarak halka arz olunan Tanzimat fermanı, II. Mahmut’un ölümünün ardından tahta geçen oğlu Abdülmecit tarafından dönemin dış işleri bakanına hazırlattırılmıştır. Dışişleri bakanı Mustafa Reşit paşa daha önce Londra ve Paris elçilikleri sırasında batılı ülkeleri, hukuklarını, devlet anlayışlarını yakından görme ve değerlendirme imkânı bulmuş tam bir batı hayranıdır. Yapılacak yenilikler sayesinde, devletin iç işlerinde rahatlayacağını ve çöküşten kurtulabileceğini düşünmektedir. Osmanlı devleti de böyle bir fermanı hazırlatırken, azınlık haklarını bahane ederek Osmanlının iç işlerine karışılmasını önlemeyi, Rusların Hünkâr İskelesi antlaşmasını öne sürerek Osmanlı’ya uyguladıkları baskılardan kurtulmayı ayrıca boğazlar meselesinde İngiltere ve Fransa’nın desteğini yanına almayı planlamaktadır. İç ve dış baskıların gölgesinde hazırlanan bu ferman, gerçekte Osmanlı devletinde yaşanan sorunlara çözüm üretme çabasından ziyade, müttefik edinme ve dış siyasette elini güçlendirme amacına yöneliktir. Bu fermandan sonra hummalı bir batılılaşma çabası içine giren Mustafa Reşit Paşa hükümeti aldığı bir mektupla şok olur. Batılı devletlerin çok yakından takip ettiği Osmanlı Devleti, girişmiş olduğu bu yenilikçi hareketlere yine batılı bir devlet başkanından eleştiri mahiyetinde bir mektup alır. Bu mektup Avusturya başbakanı Klemens Von Metternich tarafından 1840’da Osmanlı devletine gönderilir. Osmanlı’nın içinde bulunduğu durum ve yapılan yenilikler hakkındaki fikirlerine yer veren prens Metternich’in mektubu aşağıdaki gibidir. “İmparatorluk günden güne zayıflamakta ve çökmektedir. Bu bir gerçektir. Gizlenmesi mümkün olmayacak kadar açıktır. Bir an önce bunu masaya yatırıp çöküş sebepleri ve çöküşün nasıl durdurulabileceği hususunun tartışılması