Mersin Yenişehir Sarılar Afet evleri ilkokulu Türk Dili Ve Edebiyatı yüksek lisans Mezunu Hocam Profesör Doktor Aslı Karadağ Bu hayatta ki en büyük şansım çocukken çok iyi bir öğretmene Rast gelmem dir
"Akıllı laboratuvar insanı Yaşadığı haksızlığa aynı kötülükle karşılık vermek için vahşi, alçak bir arzu besler, hatta belki daha fazla hırslanır. Çünkü doğuştan aptal olan intikamını alenen hak sayar, fareyse yüksek bilinci nedeniyle adaletin böylesini reddeder. Nihayet sıra asıl işe, intikam eylemine gelir. Talihsiz fare başlangıçtaki rezilliğin üstüne sorulardan, ve şüphelerden oluşan başka pislikler eklemiştir." Fyodor Dostoyevski
"Özü sözü biri efendim. Böylelerini deli gibi kıskanırım. Aptaldırlar, bu konuda sizinle tartışmam. Ama belki de normal insan dediğin aptal olmalıdır, nereden biliyoruz ki? Belki böylesi çok daha güzeldir. İçimde bununla ilgili bir öfke, tabiri caizse şüphe olmasının nedeniyse şudur: Örneğin; normal insanın karşıtını, yani doğanın rahminden değil, laboratuvar imbiğinden çıkmış yüksek bilinçli insan."
"Kitap başlığını kitabı okurken en etkilendiğim cümle ile "Kendime Reva Gördüklerimi başkası yaşasa kıyamam." Başlığını attım şahsen bir erkek (Hemcinsim) dile getirse bu denli etkilenmezdim yeryüzünde insan ilişkileri toplum sosyolojisi incelendiğinde bu sözün ne ifade ettiğini çok iyi anlayacağız kadın dünyanın her yerinde erkeğe nazaren kendisine reva görüleni karşı tarafa yaşatmayandır ki kadın toplum ilişkilerinde karşı cinsten daha ağır bedeller ödüyor, Bu annnelik yani ki yaşamın hayatın ilk pınarı tomurcuğu olan o duygunun genetik aktarımı olabilir kanımca
Ya da sanımca diyeyim
Şahsen uzun bir dağ içinde geçen tünel yolunda tünele giriş ile çıkış aşamasında mesafede tüneli kendi gözlemliyen ile bu gözlemi anlatan yolcu arasında çok farklı bir gerçeklik var tünelden geçen yolcunun kendi gözlemi hakikate daha yakındır çünkü kurgusal değil gerceğin yoludur. İlk aldığım kişisel gelişimi ile bu güne kadar okuduğum hiç bir kişisel gelişim kitabında Sır evrene mesaj gönderme olayına inanmadım aynı duyguları kitap içinde yazar da dile getirmiş olunca ortak bir payda da hemfikir oluşumuzda ki o ince ayrıntıdan ötürü kitabı sevgiyle okudum severek okudum diyebilirim.
Yolun başından sonuna kadar yolculuk iyi geçti. Okurken ortada yaşanmış gercekliğin kalem ve kağıtda işlenen o mürekkep her renkten çicek barındırıyordu. Şöyle ifade edeyim diyelim ki gerçekten evrene gönderdiğimiz güzel mesajlar geri dönüş yapıyor. E peki karşında kinin senin için evrene gönderdiği kötü mesaj da geri dönmeli değil mi öyle olmalı. Ama Gerceğe Doğanın hayatın önümüze serdiği yol bizim evrene ilettiğimiz mesaj ile değil, evrenin devinimi ile olan şeyler bunlar, mevsimler baharlar yazlar kışlar sonbaharlar hepsi Dünyanın devinimi ile olan şeyler olduğuna göre yaşadığımız acı, tatlı,
"Sevmek, sevilmek, sabah aynı saatte kalkmak, akşam ayni eve varmak, genelde aynı renkleri giyinmek, aynı insanlarla görüşmek benzer konuların etrafında dönüp durmak, yani bildiğin öz, hakiki benim rutinim. Benim olan her şey ve aslında hiçbir şeyin benim olmayışının hikâyesi."