Bütün bunlar tuhaf ve şaşırtıcı çünkü aşk, bir insanın başına gelebilecek en iyi ve en güzel şey, en yüce ve en önemli şeyleri başarmasını sağlayabilecek bir durum olarak görülür. Bu açmazdan nasıl çıkılır? Bizi aptallaştıran ve kabalaştırma potansiyeli olan şey nasık olur da en büyük mutluluk olarak hissedilip tanımlanır?
Aşk karşılıklıysa, yani birbirine âşık iki kişi söz konusuysa, yakın ve uzak çevreleri için daha az zararlı sonuçlar doğurur çünkü bu çift büyük ölçüde etkisizleşir - ama insani ve etik açıdan tamamıyla elim bir duruma düşer. Âşık çiftler sıklıkla müşterek otizme ya da müşterek küstahlığa meylederler. Her iki durumda da, ya kendilerini tamamen kaptırmış halde ve kendi kendilerine yeterek etraflarındaki her şeyi unuttuklarından ya da benzersiz bir çift olmanın verdiği şerefle diğer herkesi küçümseyip Eros'un kutsal deliliğine kapılmamış olan insanları orta parmaklarıyla aşağılayacakları ahmaklar olarak gördüklerinden yitip gitmişlerdir.
Âşık olma halinde ve aşkta büyük bir ahmaklık tezahür eder. Bu bağlamda kişinin yirmi ya da otuz yıl önce yazdığı aşk mektuplarını okumasını öneririm. Budalalığın, kibrin, münasebetsizliğin ve körlüğün iç karartıcı belgeleri olan o mektupları okuyan kişinin yüzü utancından al al olacaktır; bayağı bir içerik, korkunç bir biçem.