Carpe diem... Anı yaşamak hakkında
Ölü Ozanlar Derneği kitabı benim konfor kitaplarımdan birisi. Bir kaç kez baştan sona okudum, filmini baştan sona izledim... Anlayacağınız benim için yeri apayrı bir kitap.
Üzerinde durmak istediğim bir kaç nokta var. İlki bu kitabı okuyan herkesin bildiği üzere
Carpe Diem.
Carpe Diem Türkçe'ye "Günü yakala" olarak geçiyor ve bence bizlerin sürekli olarak ya unuttuğu ya da es geçtiği bir şey.
Carpe Diem; hayatın hızla akıp gittiğini fark edip, sahip olduğumuz zamanı ertelemeden yaşamaktır.
Ben bu terimi ilk burada öğrendim ve beni oldukça etkiledi, bir hayat felsefesine dönüştü.
İkincisi ise kitap karakterlerinin "kusursuz" olmayışı beni çok etkiledi. Belki de bu yüzden kitap hepimizin içine bir dost gibi işledi, bizi sıcak kolları ile sardı.
Kitabı kapattığımda biraz sindirmem gerektiğini fark ettim. Öyle kolay kolay aşılacak bir kitap değil onu da baştan söyleyeyim.
Yıldızlar sizinle olsun güzel insanlar
Belki bir kişisel gelişim kitabı diyenler olacaktır, ya da dinleri ve tanrının varlığını sorgulayan bir kitap. Hangi kategoride olduğunu belirlemek biraz da okuyucuya kalacak gibi.
Her türlü güzelliğin kişinin kendi iç dünyasında yaşayacağı hesaplaşmalarla gerçekleşeceğini belirtiyor kitap boyunca. Her şey Düş kurmakla başlayacaktır, düş kurmaya başladıktan sonra gerçeklik arkasından gelecektir düşüncesi dile getiriliyor. Düş’ün gerçekleşmesi için de korkulardan arınmak gerekiyor, insanların en çok korktuğu durum ölümdür. Düşün gerçekleşebilmesi için de ölümü yenmek gerekiyor. Ölümsüzlüğe ulaşmak için neler yapılması gerektiğinden bahsediyor. Kitabın bazı bölümlerinde Hallacı Mansur’un Enel Hak düşüncesini okuyor gibi hissettim. Kitapta geçen; “-İnsan tanrı mıdır?
-Hayır, tanrıdan daha üstündür, çünkü isteklerini yerine getiren bir tanrıya sahiptir.” diyaloğu çok fazla düşündürdü
Kitap boyunca Carpe Diem felsefesini de okuduğumu düşündüm. Kişinin ölümsüzlüğe ulaşması için yapması gereken ilk şeyin kendisiyle girdiği mücadeleyi kazanması gerektiğini sıklıkla vurgulamış yazar.
Bir okul açmak için Lupelius’un defterini bulmak için yola çıkan kahramanımızın Dreamer’den aldığı dersleri ve bu derslerin kahramanın hayatında yarattığı değişimleri anlatıyor. Dreamer gerçek bir kişi mi, kahramanın kendi kafasında yarattığı hayali bir kişilik mi ben çözemedim. Belki de bir ütopyadır ve kahramanımız o ütopyayı gerçekleştirmeye çalışıyordur.