Carrie'yi (Göz) okuyup üstüne filmini izleyince şunu çok net anladım: Bu dünyada insanı dindar geçinen anası kadar, bir de lisedeki o pislik ergenler kadar kimse delirtemez.
Kız zaten evde nefes alamıyor, okulda da sırf tuhaf ve ezik diye canına okuyorlar. Bir insanın üstüne bu kadar gidilmez dedirten cinsten.Yani o meşhur balo sahnesinde Carrie ortalığı ateşe verirken içimden bir ses "Yatacak yeriniz yok aq ergenleri hak ettiniz" dedi. King abi doğaüstü güç falan yazmış ama hikayedeki asıl canavarlar o okulun "popüler" çocukları.
Kitabın anlatım tarzı filme göre daha sert, o çaresizlik hissi içime oturdu. Bir insanı ne kadar köşeye sıkıştırırsanız, patlaması da o kadar kanlı oluyor malesef. Filmi de kült zaten ama kitabı okumadan o kızın kafasının içindeki o bıkkınlığı tam anlamak zor. Ben çok sevdim, net.
Carrie Soto, kendi döneminin en iyisi olan babası ve koçu Javier Soto'nun etkisiyle küçüklüğünden beri hayatını dünyanın gelmiş geçmiş en iyi tenisçisi olabilmeye adamıştır. Tartışmalı