Murat

Murat

, şu anda okuyor
%48 (228/472 syf.)
Hüseyin Nihâl Atsız
9.5/10 · 259 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bunun bir örneğini 22 Eylül 1969 Pazartesi akşamı televizyondaki "Haça Karşı Gamalı Haç" adlı bir filimde seyrettim. Adına göre bunun Hitler ve Nasyonal Sosya-lizm aleyhinde olacağı sanılırdı. Fakat öyle çıkmadı. Tarafsız, objektif bir röportaj niteliğinde kaldı. Filim, İkinci Cihan Savaşı'nda Münster şehrinin başına gelen-leri anlatıyordu. Münster, Almanya'nın kuzey batısında muhafazakâr bir Katolik şehri, Amerikan hava saldırıları ile yıkılmış manzarası gösteriliyordu. O zaman galiba 16 yaşında olan bir Alman kızının gizlice aldığı filim de yayına eklenmişti. Bugün o şehirde yaşayan Almanlar-dan birçoğunun hâlâ Hitlerci olduğu anlaşılıyordu. Bun-lar, bazı yanlışlarına rağmen Hitler'in iyi işler yaptığını söylediler. Hele bir tanesi: "Ben Nasyonal-Sosyalistim. Fakat her şeyden önce Almanım. Almanya'nın üzerine bu kadar çirkef atan bugünkülerin Allah belâsını versin" dedi. O zaman gizlice filim çeken kızın bugünkü halini de gördük. Elli yaşlarında bir kadındı. Görmüş geçirmiş insanlara has sakin bir duruşu vardı, işgalde kendisine üç Amerikan askerinin tecavüz ettiğini söyledi. Spiker "bun-lar Zenci mi idi" diye sorunca da "hatırlamıyorum, o za-mana ait hiçbir şey hatırlamıyorum" diye cevap verdi. Yine gizlice çekilmiş bir filimde tutsak edilmiş Alman askerlerinin elleri havada olduğu halde sevkedilirken her iki taraflarında sıralanmış olan Amerikalılar tarafından yumruk ve tekme yağmuruna tutulduğu görülüyordu. Ben Amerikalıların bu kadar zebunküş ve kahpe olduk-larını tasavvur etmemiştim. Fakat bu manzara gösterilir-ken spiker: "Batıda da hırsızlık ve ırza geçme çok oldu ama buna rağmen bu işler doğuda Ruslara tutsak düş-mekten çok hafifti" diyordu. Filimin sonu ibret vericiydi. İkinci Cihan Savaşı'nda-kilerle bugünküleri resimlerle ölçüştürüyordu. O zaman-kiler
Sayfa 226 - Ötüken, 1969 Sayı 12·Kitabı okuyor
:D
15 katlı apartman, 1, 2, 3 odalı dairelerden mürekkep. Bedriye Atsız'ın tek odalı şahane dairesinin aylığı 321 mark. Resmî kuru falan bir yana bırakın. Bu, bizim parayla 1000 lira eder. Tam bir komprador işi. Demek ki zevcem yabancıyla iş birliği yaparak yoksul Türk köylü-sünü sömürüyor ve "halkımız" gecekondularda yaşarken o, Avrupa emperyalistlerinin ülkesinde 1000 liralık villâda oturuyor. Sömürü düzeni.. Devrim.. Sosyalizm.. Marks.. Engels.. Gevara.. Ho Amca.. Yaşasın bilimsel sosyalizm.. Kahrolsun faşistler.. Falan, filân...
Sayfa 223 - Ötüken, 1969 Sayı 12·Kitabı okuyor
Çanakkale şehitleri için kampanya ile yapılan anıt pek basit kalmıştı. Oraya dikilmesi gereken anıt için de yine intidemokratik düşüncelere daldım. Bu anıta "inandılar, dövüştüler, öldüler" yazılacaktı. Bu sözün de kime ait olduğunu iyi bilmiyorum. Galiba Mus-tafa Kemal Paşa'nın olacak.
Sayfa 222 - Ötüken, 1969 Sayı 12·Kitabı okuyor
Münih temiz bir şehir. Sokakları süpürüp tozları çeken arabalar gördüm. Bazı Almanlar bana Kuzey Almanya veya Hollanda'ya gidersem Münih'i pis bulacağımı söy-lediler. İstanbul'u düşündüm. Kendi kendime bir takım kararlar verdim. Fakat bu kararlar antidemokratik olduğu için açıklamaktan vazgeçtim. Demokrasi olsun da pislik devam etsin. Münih'te bir belediye var. Nizamları uyguluyor. İstanbul'da yok mu diyeceksiniz. Bilmiyorum. Belki var-dır. Münih'te 40 metre karelik boş yer bulununca hemen apartmanlar yükselmiyor. Şehrin plânı var. Bir santim şaşılmıyor. İstanbul'da 100 metrelik doğru bir sokak bulamazsınız. Allah doğruluk fikrini kaldırmıştır. Hay-darpaşa'dan Pendik'e kadar trenle bir gidiniz. Yüz mil-yarlarca lira harcanarak şeddadî yapılar, güzel köşkler falan yapılmıştır. Fakat ne mimarlık üslûbu vardır, ne de belediye tüzükleri uygulanmıştır. Hani banliyödeki bina-ların arası en az altı metre olacaktı? Neden hepsi dört, üç metre ara ile dizilmiştir? Neden bazıları bitişik nizamda-dır? Bunlara kim izin varmiştir? Bütün kanunsuzluklar yapanın yanında kâr mı kalacak? İktidara geçtiğimiz zaman bütün bunların hesabını soracak ve Anayasaya bir madde daha koyacağız. Türkiye'de en dar cadde 50 metre genişliğinde olacak ve nadir durumlar dışında apartmana izin verilmeyerek herkes bahçeli bir evde oturacaktır. Türkiye'nin toprakları buna yetmezse Boğazları kapaya-rak Marmara'yı kurutur ve parselleyerek devlet hesabına halka satarız!..
Sayfa 221 - Ötüken, 1969 Sayı 12·Kitabı okuyor