Murat

Ankara'da toplanan milli tarih kongresi bu uyuşuk-luktan kurtulmak için yapılan bir silkiniştir. Bir buçuk yılda büyük mesai sarfeden ve liseler için bir kitap yazan bu heyet hiç şüphesiz zamanla yanlışını düzeltip eksiğini tamamlayarak kitabı daha güzel bir şekle sokacak ve ortamekteplerle ilkmektepler için de birer kitap yazdıktan sonra ilkmektepten darülfünuna kadar Türk çocuğu milli bir kültür ile yetişecektir. Halbuki şimdiye kadar nasıldı? İskender'i, Napolyon'u büyük insan olarak öğrenen Türk çocuğuna Temür bir vahşi, Çingiz bir medeniyet düşmanı olarak öğretilir, Temür'ün, Çingiz'in orduları ve devleti "Tatar" tesmiye olunurdu.
Sayfa 190 - Atsız Mecmua, 15 Ağustos 1932·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
3 Mayıs nümayişi Türkçülüğün komünizme karşı ilk fiilî hareketiydi. Bunu Ankara'da zorla susturmak istiyen Halk Partisi Hükümeti iki yıl sonra emir vererek İstan-bul'da aynı hareketi tekrar ettirmek suretiyle fikren mağ-lûbiyetini kabul etmiş bulunuyordu. Bu mağlûbiyetten sonradır ki biz İki Numaralı Sıkıyönetim Mahkemesinde beraat ettik. Sıkıyönetim Komutanlığı bunu temyiz etmekle hiçbir şey çıkmaz. Çünkü bizi tahliye eden ve hakkımızda verilen bütün cezaları kökünden bozan, Askerî Yargıtayın umumî heyetidir. Bu dâva artık olup bitmiştir. Fakat Sıfırın dâvası daha görülmemiştir. O, kendisini müdafaa etmek isterken hâlâ bize "tahrikçi grup" (s. 13), "Nazi dostu ve mihverci" (s. 18), “iğvâcı” (s. 19) ve "faşist" (s. 21) demekle hakikatleri tahrifte devam et-miştir. Bana faşist, Nazi dostu ve mihverci diyen "Sıfır" kendi kitabının 17. sayfasında Almanları da millî düşman saydığımı gösteren bir vesikayı yayınlıyor. Onun vesika dediği şey Almanların Yunanistan'ı zaptettiği sırada büyük oğluma yazdığım vasiyetnamenin bir parçasıdır. O zaman Almanların Türkiye'ye saldırmasına gün mese-lesi diye bakılıyordu; ordu, köprüleri atarak Çatalca'ya çekilmiş, okullar Nisan ayında tatil yapmıştı. Sıfırın ifti-rası gibi Nazi dostu ve mihverci olsaydım öyle bir vasi-yetname yazmazdım. Bundan başka 1939'da yazılan bazı manzumelerimle de ben naziliğe ve faşistliğe karşı olan bakışımı belli etmişimdir. Moskoflarla çarpışıp onların belkemiğini kırdıkları için Almanlara karşı -her Türk gibi- duyduğum sempatiye nazilik diyen Sıfıra, benim de Moskofçu dememekliğim için kendisinin Ruslar aley-hinde bir yazısını görmem icap eder.. Yoksa kendi itirafı veçhile 15 milletten 496 klasik yayınlayarak bunun 63 tanesini Rus klasiklerinden (!) yaptırmak ve bir tek, evet bir tek, Türk klasiği neşretmemek
Sayfa 181 - 182·Kitabı okudu
Oğluma yazmış olduğum vasiyetnamede bütün milletleri bize düşman göstermemi Sıfır hazmedemiyor. Zaten aramızdaki fark da buradadır. Moskofları gücendir-memek uğruna Türkçülere karşı takınılan yüz kızartıcı durumun hiçbir işe yaramadığını, Moskofların edepsiz-likte ileri gitmelerinden başka bir sonuç vermediğini hep birlikte gördük. Onun için ben yabancılarla dostluktan bahsedenlere, hele bunda samimî olanlara sadece acır, geçerim.
Sayfa 178·Kitabı okudu
Sıfır, o zamanki Başbakan Saraçoğlu Şükrü'ye yazdı-ğım ikinci açık mektupla fena halde sarsıldı. Parti grubunda da sert hücumlara uğradı. Hatta o gece sabaha kadar düşünüp sigara içmekten zehirlendi. Çünkü bir yandan "ah ebedî şef, millî şef diye dalkavukluk etmek, bir yandan da bu iki şefi nazmen hicvettiği için mahkûm edilen Sabahattin Ali'yi himaye etmek hiçbir suretle tevil olunur şey değildi. Bu darbeyle sersemleyen Sıfır ilk is olarak Sabahattin Ali'yi benim aleyhimde dâva açmağa kışkırttı. Arkasından da Boğaziçi Lisesi'ndeki öğretmen-liğime son verilmesi için bu lisenin müdürüne bir kâğıt yazdı. Sabahattin Ali, dâvayı Sıfırın ve Falih Rıfkı'nın kışkırtmasıyla açtığını gerek savcılığa, gerekse Orhan Şaik'e söylemiştir. Sabahattin'le olan duruşma sırasında, 3 Mayıs 1944 günü yapılan Ankara nümayişi, ona beklediği fırsatı verdi. Hem Türkçülüğün, hem de şahsımın düşmanıydı. Bir taşla iki kuş vuracaktı. Üstelik, nümayiş, hâdisesini istedikleri kalıba sokup anlatmak için iki de müttefik bulmuştu: Falih Rıfkı ve Ankara valisi Nevzat. Birincisi şahsen bana, ikincisi de Orhan Şaik'e düşman olduğu için birleştiler ve Türkçülere karşı bir Haçlı seferi tertip etti-ler. Öteki müttefikleri Sabit Noyon, Kâzım Alöç, Ahmet Demir, Cevdet Erkut, Yusuf Ziya Yazgan, Şinasi Turga (veya Tolga), Sait Köçek (veya Koçak) vesaire idi. 3 Mayıs 1944 nümayişini Devlet Reisine bir Nazi ihti-lâli şeklinde anlatanların başında "Sıfır" vardır. Çünkü Çankaya köşkünün davetsiz misafiri olduğu gibi polis tahkikatı yapıldığı sırada Ankara Valiliğine ve Emniyet Müdürlüğüne gelerek tahkikatla ilgilenen, hatta bazı sanıklara sorgu bile soran yine odur. Usul ve kanuna göre polis tahkikatı gizli yapılır. Ona kimse karışamaz. Böyle olduğu halde Sıfır bu işlere karıştı. Ve merhum reisi-cumhur başyaveri
Sayfa 172 - 173·Kitabı okudu
Daha 1943 yılında, tesiri büyümeğe başlayan Türkçü yayına karşı alınacak tedbirleri görüşmek üzere kurulan komiteye Sıfır başkan seçildi. Hükümet, Türkçü yayını aşırı ve tehlikeli buluyorsa, Türkçülerin bir ihtilâl çıka-racaklarını sanıyorsa buna karşı tedbir almakta haklıydı. Fakat bir idare ve emniyet işi olan böyle bir meseleye Millî Eğitim Bakanının hangi hak ve selâhiyetle karıştığı izah olunamazdı. Kendisini oraya daha yüksek makamlar tâyin etmiş olsa bile "Sıfır" bu vazifeyi kabul etmekle selâhiyetini aşmış, vazifesini kötüye kullanmıştır. Belli ki Türkçülerle uğraşmak için fırsat kollayan Sıfır bu va-zifeye bizzat tâlib olmuş, gazelhanlık ve mevlûthânlık do-layısıyla gözde olduğu için de bu isteği kabul olunmuştur. Böyle bir komite seçilip başkanlığına Sıfırın getiril-diği hakkındaki rapor, eski İçişleri Bakanı Hilmi Uran imzasıyla Sıkıyönetim Komutanlığına gönderilip Irkçı-lar-Turancılar dosyasının başına konmuştur. Bu raporda menfi faaliyet (!) gösteren 47 şahıs olarak kalem sahibi bütün Türkçüler sıralanmış, aralarına birkaç da, Türkçü-lükle hiçbir ilgisi olmayan şahıs sokulmuştur. (1) (1) Rapordaki 47 Irkçı ve Turancı şunlardır. Cafer Seyidahmet Kırımer, Muharrem Feyzi Togay, Ali Genceli, Zeki Velidi Togan, Kadircan Kaflı, Azeri M. Altunbay, Abdülkadir İnan, Sanan Azer, Akdes Nimet Kurat, Nebil Buharalı, Samet Ağaoğlu, Caferoğlu Ahmet, Reha Oğuz Türkkan, Hüseyin Namık Orkun, Remzi Oğuz Arık, Mehmed Halid Bayrı, Bedriye Atsız, Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu, Hüseyin Hüsnü, Emir Erkilet, Müftüoğlu Mus-tafa Tatlısu, Sofuoğlu Zeki Özgür, Tevetoğlu Gülcan, Uluğ Turanlıoğlu, Ali Haydar Yeşilyurt, İzzettin Şadan, Nihâi Atsız, Tahir Akın Karauğuz, Mustafa Hakkı Akansel, Hakkı Yılanlıoğlu, Tesbihçioğlu, Tevetoğlu Ali Dursun Tibet, M. Şakir Ülkütaşır, Yusuf Kadıgil,
Sayfa 171·Kitabı okudu