Ben büyükleri severim. Bilhassa da Mozart ve Beethoven'ı... Buna Haydn'ı da katalım. Bunlar birbirini tanımış üç dâhi bes-tekârdır zaten. Haydn diğer dâhileri etkilemiştir; dâhilere en çok öğreten dâhidir. Mozart en çok eser veren dâhidir. Beet-hoven ise hem bir dâhidir hem de bütün zamanların en sevilen bestekârıdır. Ben de Beethoven'ı ayrı bir yere koyarım. Öyle ki 1827'de öldüğünde cenazesine 20 bin Viyanalı katılmıştır. Bu, o zaman için çok büyük bir sayıdır. Hele zavallı Mozart'ın sahip çıkılmayan cenazesi ve bir çukura atılan naaşını düşündüğünüz-de bu durum daha da dramatik geliyor. Beethoven'ın hayatında da başka bir drama var. Kâbusu olan ve onu sonunda sağırlaştı-ran kulak arızasını, bugün en tecrübesiz bir hekim bile saptayıp tedavi edebilirdi.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Polonya sineması büyük isimler çıkaran bir sinemadır. En başta Andrzej Wajda, sonra Krzysztof Kieslowski ya da Krzysztof Zanussi. Bunlar hep toplumu iyi tahlil eden yönetmenlerdir.
Tarih, o rengarenk Hollywood filmlerindeki gibi anlatılmaz, tarihî filmler öyle çekilmez. Konusuna hâkim, entelektüel tarihî filmler izlemek istiyorsanız evvela İtalyan sinemasına müracaat edeceksiniz.