Öyle kitap alıntıları var ki, gizlerimi beyaz bir sayfaya çiziyor, ben altını çiziyorum; diğer satıra geçmeden oturup bi müddet ağlayasım tutuyor, harfler ince ipliklerle ruhuma nakışlanıyor. Ben bu denk gelişi seviyorum.
Yoksa gidiyor musunuz? Şimdi artık niçin kalmıyorsunuz? Kalınız... Sizinle konuşmak hoş bir şey... Tıpkı bir uçurumun kenarında dolaşmak gibi bir şey. İnsan evvela korkuyor, fakat sonra cesaretleniyor. Kalınız.
Biliyor musun, insanın kendi kendisini saçlarından yakalayıp, topraktan turp söker gibi çekip atması bazen faydalı oluyor; ben de son günlerde böyle yaptım... Fakat kendimi içinden çekip attığım şeye, üzerinde tenebbüt ettiğim toprağa, son bir defa daha bakmak istedim.
Bak, akağaçtan kuru bir yaprak düştü. Onun bu hareketiyle kelebeğin uçuşu ne kadar benziyor. Garip değil mi? Acınacak durumda, ölmüş bir şey; capcanlı, neşeli bir şeyle aynı şeyi yapıyor.