Ömür ne çabuk geçiyordu. İnsan 'yaşadım' demeye bile fırsat bulamadan yaşlanıyor ve göçüyordu. Ve hiç ölmeyecek gibi geliyordu insana. Ömür hiç bitmeyecek,nefes tükenmeyecek gibi. Lakin her başlayan bitmeye mecburdu. Başladığı an bitiyordu zaten. Bidayeti olanın nihayeti vardı. Ve geliyordu,hem de hiç fark ettirmeden.
Savaş meydanında galip gelmek yetmezdi zira esas mesele gönüllere girmekti. Gönüllere girilirse dünya değişir ve Allah adını söyleyenler kardeş olurdu.
İslam'ın nuru gönüllerinde parlayınca cihana hükmetme maksatlarına ilahi bir nefes katıldı. Daha evvelinde ölümden zaten korkmazlardı oysa şimdi ölmek istiyor,ölüme koşuyor ve şehit düşüyorlardı. Hatta şehit olmak için yarışıyorlardı. Zira inanıyorlardı ki;gözden yaş düşer,bedenden baş düşer,sancak düşmez,devlet düşmezdi.