Çağdaş insanın, iş dünyası dışında hemen hemen hiç disiplini yoktur. Çalışmadığı zaman tembellik etmek, sallanmak, daha iyi bir sözcük kullanırsak “rahat olmak“ ister çağdaş insan.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir sanatın uygulanabilmesi her şeyden önce disiplin ister. Disiplin içinde yapmazsam hiçbir şeyi başaramam; “canımın istediği zaman “yaptığım her şey hoş ve oyalayıcı bir eğlence olabilir olsa olsa; hiçbir zaman o sanatın ustası olamam.
Çağdaş insan kendisini bir mal durumuna sokmuştur; kişilik pazarındaki yerini ve durumunu düşünerek yaşam güçlerini en yüksek kârı getirecek bir yatırım olarak görür.
Yaşamımızı Tanrı’nın ilkelerine göre düzenlemeden, insan biçimli bir Tanrı’ya çocukça bağlanarak yaşadığımız için, Orta Çağların dinsel ekinden çok putlara tapan ilkel kavimlere benziyoruz.
İnsanlar nasıl olursa, ne olursa olsun acılarlardan Üzüntülerden kaçınmak gerektiğine inanagelmişlerdir; aynı biçimde sevginin her türlü çatışmanın ortadan kalkması demek olduğuna inanırlar. Buna inanmak için iyi bir neden de bulurlar kendilerine göre; çevrelerindeki anlaşmazlıklar, anlaşamayan insanların hiçbirisine bir şey kazandırmayan ilişkilerdir. Ama bunun nedeni insanların çoğunun “çatışmalarının“ aslında, gerçek çatışmalardan kaçma çabasından başka bir şey olmamasıdır. Bu çatışmalar, yapıları gereği açıklanamayan, çözümlenemeyen, önemsiz ya da derinliği olmayan uyuşmazlıklardır.