Küçük oğul Salih,
Memesiz büyümüş bir yetim bebesi,
Günahı bilmez, çiğ süt bile emememiş oğul.
Doğumuyla özgür kalmış dağlar, çiçeklenmiş yasak surlar,
Daha kırkı çıkmadan ana kucağından mahrum kalmış oğul.
Öksüz sazlar ağlak, kanuniler çığlık, neyler nafile.
Tuğla deliklerinden dürbün oyuncağı,
Karpuz diliminden gemi kayığı,
Maviş teyzesi bir üvey komşu, dilsiz anasızlığı,
Ağlamaya çekinir el koynunda,
Bu yüzdendir ki korkmakta haklı,
Kaldırım kenarında sek sek düşmekten.
Küçük oğul Salih,
Yatıya okumaya gider, e okuya doktor ola,
Nice anneciklere derman, babacıklara merhem ola,
Ama
Yorgan altında parıldar gözyaşları incecik,
Bir kıymık batsa eline candan düşer,
Kanatlarının kimsesizliği çarpar durur.
Kitap sayfaları yalnızlığına dermandı Salih'in,
Her satırda onu ararken büyürdü,
Mevsimlere koşturur, yetişemezdi.
Ah yakalasa bir
Bahar gelecekti körpe yüreciğine.
Kör kuyulardan su içmek gibiydi kimsesizliği,
Yutkunacak yeri kalmazdı boğazında,