celal çelik

celal çelik
@cece0808
Emekli
Hopa / ARTVİN
463 okur puanı
Kasım 2020 tarihinde katıldı
10/10
·418 syf.··
Beğendi
·
2022 167. kitabı
Kurtuluş Savaşı hem dış düşmanlara hem de onların içerdeki işbirlikçilerine karşı kazanılmış büyük bir zaferdir. Bu roman Anadolu'da düşmanla işbirliği yapan devlete ve düşmana karşı yüreğini ve tüm gücünü ortaya koyan Anadolu insanının destanıdır. Bu romanda Kurtuluşa inanmış bir avuç insanın ihanete karşı direnişinin müthiş öyküsünü bulacaksınız... Köyden gelen bir yazar olarak Toz Duman İçinde / Vatan Dediler / Köylüler adlı roman üçlemesinin yazılmasını boynuma borç bildim ve yirmi yıl bu ağırlığı içimde taşıdım. Yazmadan bu borçtan kurtulamayacağımı anladım. 1918'lerden günümüze kadar Türk köylüsünün devlet içindeki ve temeldeki yerini, gelişimini çeşitli kahramanlarla ilişkisini irdelemeyi amaçladım. Belki bir hesaplaşma bu; sömürücü sınıflarla, aydınlarla ve yöneticilerle… Köylümüzün yalnızlığını, umarsızlığını çocukluğumda bizzat kendim yaşadım. On altı yıl askerlik yapan, Birinci Dünya Savaşı'nın, Kurtuluş Savaşı'nın tüm cephelerinde tetik çeken ve yaralı olarak köye dönünce topraksız, işsiz, ekmeksiz kalan bir köylünün oğluyum. Çocukluğum onu dinleyerek geçti. 1938'de Köy Öğretmen Okulu (sonradan Köy Enstitüsü) öğrencisi olduğum gün "Bu devlet seni okutuyor ya, tüm çektiklerim, tüm akıttığım kan ve ter helal olsun" dediğini unutamam. Ne kadar isterdi, kendisi söylesin ben yazayım ve ondan doğrudan yararlanayım. Ama o yaşlarda bunun önemini yeterince kavrayamadım; sonradan anlayabildim ancak. Gene de onun anılarından çok şeyler kattım romanıma. Bu romanlarımı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin temelinde kemikleri, kanı ve teri bulunan, bugün çoğunun adı bile bilinmeyen o unutulmuş insanların anısına sunuyorum. Onlardan birisiydi benim babam. -Talip Apaydın-
Toz Duman İçindeTalip Apaydın · Literatür Yayınları · 2021139 okunma
Reklam

celal çelik

, bir kitap okudu
10/10
·418 syf.··
Beğendi
·
2022 167. kitabı
Talip Apaydın
9.2/10 · 139 okunma
10/10
·374 syf.··
Beğendi
·
2022 166. kitabı
Anadolu insanının 1918’lerden günümüze kadar devlet içindeki yerini, gelişimini çeşitli katmanlarla ilişkilerini, belki de bunlarla hesaplaşmalarını anlatan bu kitapta Kurtuluş Savaşı’nda kemiği, kanı ve teri bulunan Anadolu insanının özverisi, insanlığı, çabasını ama aynı zamanda yalnızlığını, çaresizliğini bulacaksınız. Köyden gelen bir yazar olarak Toz Duman İçinde / Vatan Dediler / Köylüler adlı roman üçlemesinin yazılmasını boynuma borç bildim ve yirmi yıl bu ağırlığı içimde taşıdım. Yazmadan bu borçtan kurtulamayacağımı anladım. 1918’lerden günümüze kadar Türk köylüsünün devlet içindeki ve temeldeki yerini, gelişimini çeşitli kahramanlarla ilişkisini irdelemeyi amaçladım. Belki bir hesaplaşma bu; sömürücü sınıflarla, aydınlarla ve yöneticilerle… Köylümüzün yalnızlığını, umarsızlığını çocukluğumda bizzat kendim yaşadım. On altı yıl askerlik yapan, Birinci Dünya Savaşı’nın, Kurtuluş Savaşı’nın tüm cephelerinde tetik çeken ve yaralı olarak köye dönünce topraksız, işsiz, ekmeksiz kalan bir köylünün oğluyum. Çocukluğum onu dinleyerek geçti. 1938’de Köy Öğretmen Okulu (sonradan Köy Enstitüsü) öğrencisi olduğum gün “Bu devlet seni okutuyor ya, tüm çektiklerim, tüm akıttığım kan ve ter helal olsun” dediğini unutamam. Ne kadar isterdi, kendisi söylesin ben yazayım ve ondan doğrudan yararlanayım. Ama o yaşlarda bunun önemini yeterince kavrayamadım; sonradan anlayabildim ancak. Gene de onun anılarından çok şeyler kattım romanıma. Bu romanlarımı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temelinde kemikleri, kanı ve teri bulunan, bugün çoğunun adı bile bilinmeyen o unutulmuş insanların anısına sunuyorum. Onlardan birisiydi benim babam. Yazarın kaleminden
Vatan DedilerTalip Apaydın · Literatür Yayıncılık · 202193 okunma
9/10
·517 syf.··
Beğendi
·
2022 165. kitabı
Ünlü halkbilimci Hamit Zübeyir Koşay'ın ifadesiyle; "Mekteb-i bahriyede talebeliği zamanından beri hürriyet için çalışmış, iki defa idama mahkum edilmiş, bir sürgünden öbür sürgüne gönderilmiş bir zabit"; "Meşrutiyet'i müteakip devletin mühim idare vazifelerinde bulunmuş bir memur"; "Afrika'daki Büyük Çöl'ü (Sahra-yı Kebir'i), o zamana kadar kimsenin geçmediği bir yoldan geçerek ismini coğrafya tarihine geçirmiş bir Türk seyyahı" ve "Türk sanat eserlerini korumayı vazife edinen bir müzeci ve koleksiyoncu" olan Sami Çölgeçen; 1897 ve 1902 yıllarında iki kez idama çarptırılarak sürgüne gönderildiği ve toplam sekiz yıl sürgün hayatı yaşadığı Fizan'dan kaçarak, Sahra'yı Kebir'i boydan boya aşmak suretiyle hürriyete kavuşmuştu. 15-16 Şubat 1908 gecesi, Fizan'ın merkezi Murzuk'ta başlayan bu firar; "açlık, vahşi hayvanlar tarafından parçalanma, eşkıya baskını ve eşkıyalarla çatışma gibi tehlikelerle dolu; susuzluktan ölme derecelerine gelip develerinin ve kendilerinin idrarlarını içmek ve çiy et çiğnemek durumunda kaldıkları, kafilelerinde susuzluktan çıldıranların ve eşkıyalarla çatışmada arkadaşlarından ölenlerin olduğu; pek çok garibelerle karşılaştıkları" beşbuçuk aylık bir çöl ve nehir yolculuğunun ardından, altıncı ayın sonunda İngiltere'nin Liverpool kentinde sona ermişti. İşte bu kitap, filmlere konu olabilecek bu maceralı kaçışın Sami Bey'in ağzından hikayesidir
Sahra-yı Kebir'i Nasıl GeçtimSami Çölgeçen · Ark Yayınları · 20147 okunma