Çekiliş vol. 4!!! : Jack London'la geleceğe yolculuk...
Kışın dondurucu tokadını yiyip battaniyeye sarılan cicişler , eticin tırtıklayan kokocambolar , tarhana çorbasına eti-puf banıp hüpürdeten kukumanjerolar, "kumtel sobalı" (HER ÖĞRENCİ EVİNDE OLMALIDIR!) evlerde dramlar içinde çürüyen öğrenci kardeşlerimiz ve kitapsever tüm 1000kitap ahalisi alayınıza selam olsun !!! (İŞSİZLİKTEN ASLA ÖDÜN VERMEM!! )

Yine biz!!!

Kısa bir süre önce incelemesini yapıp paylaştığım Doludizgin Bir Denizci Jack London 'ı okuyunca bu muhteşem adamı herkes bilmeli diye düşünerek konuyu Oğuz Aktürk 'e açtım..Sözleştik ve kendisiyle böyle bir çekiliş yapmaya karar verdik ne yapabiliriz, ne edebiliriz de insanların Jack London okumasını sağlayabiliriz diye. 4 kişiye 2 adet Vahşetin Çağrısı, 2 adet de Demir Ökçe hediye ediyoruz. Onun için ister bu gönderiye isterseniz de Oğuz Aktürk 'ün sayfasındaki bu gönderiye ( #25175141 ) düşüncelerinizi yazabilirsiniz. Ama bu kitap hediye etme sürecinin sonucunda da aklımıza bu ilginç adam konusunda ilginç şeyler geldi.

Türlü türlü çetin yollardan geçmiş (Tren yollarının yapımında çalıştırılacak işsizlere katılmak için 4800 km yolu kaçak olarak tren sırtında geçirmesi, dilencilik yapması, evlilik dışı bir çocuk olması vs.) bu adam bize bir zaman kapsülü niteliğinde onlarca kitap bırakmış, hem de 40 yıllık bir yaşam sürecinde. Bu 40 yıllık epey kısa görünen yaşam sürecinin bize bir şeyler konusunda ışık tutması gerekiyor aslında. Biz geleceğe ne bırakmayı planlıyoruz? Elon Musk dünyanın seyrini değiştirirken, Jack London edebiyatın seyrini değiştirirken biz neler düşünüyoruz gelecek hakkında?

Evet, bugün bir zaman kapsülünüz var. Benden ve Oğuz Aktürk 'den size hediye olarak geldi. Onun içine geçmişinizden veya şimdiki anınızdan ne koymak istiyorsanız koyabilirsiniz.

CEVAPLAMANIZ GEREKEN SORU ŞU SAYIN KİKİRİKLER:

Gelecekte o zaman kapsülünü açtıklarında size ait neleri göstermek isterdiniz? Hatıra defterlerinizi, anarşizm fikirlerinizi, başkaldırmalarınızı, inanç çizelgelerinizi, belki de ruhunuzdan kopan acıları?

1 aylık süreç için hepinizin birer zaman kapsülü var. Belki de Jack London'ın yaşam süresi olan 40 yıldan uzun yaşayıp onun geçirdiği yolların hiçbirini de yaşamıyor olabilirsiniz. Niceliklere takılmıyoruz. Önem verdiğimiz düşünce, beyninizde gelecek nesillerin beyinlerine etki edebilecek olaylara verdiğimiz düşüncedir.

Not : Kargo ücreti bize aittir.

Çekiliş vol4 : Jack London'la geleceğe yolculuk
Yine biz!

Tuco Herrera ile 1000kitap'ın sanal kütüphanesinde incelemelerden yapılmış koltuklara oturduk, konuştuk beraber. Ne yapabiliriz, ne edebiliriz de insanların Jack London okumasını sağlayabiliriz diye. 4 kişiye 2 adet Vahşetin Çağrısı, 2 adet de Demir Ökçe hediye ediyoruz. Onun için ister bu gönderiye isterseniz de Tuco Herrera'nın sayfasındaki #25175360 gönderiye düşüncelerinizi yazabilirsiniz. Ama bu kitap hediye etme sürecinin sonucunda da aklımıza bu ilginç adam konusunda ilginç şeyler geldi.

Türlü türlü çetin yollardan geçmiş (Tren yollarının yapımında çalıştırılacak işsizlere katılmak için 4800 km yolu kaçak olarak tren sırtında geçirmesi, dilencilik yapması, evlilik dışı bir çocuk olması vs.) bu adam bize bir zaman kapsülü niteliğinde onlarca kitap bırakmış, hem de 40 yıllık bir yaşam sürecinde. Bu 40 yıllık epey kısa görünen yaşam sürecinin bize bir şeyler konusunda ışık tutması gerekiyor aslında. Biz geleceğe ne bırakmayı planlıyoruz? Elon Musk dünyanın seyrini değiştirirken, Jack London edebiyatın seyrini değiştirirken biz neler düşünüyoruz gelecek hakkında?

Evet, bugün bir zaman kapsülünüz var. Benden ve Tuco Herrera'dan size hediye olarak geldi. Onun içine geçmişinizden veya şimdiki anınızdan ne koymak istiyorsanız koyabilirsiniz.

Cevaplamanız gereken soru şu :Gelecekte o zaman kapsülünü açtıklarında size ait neleri göstermek isterdiniz? Hatıra defterlerinizi, anarşizm fikirlerinizi, başkaldırmalarınızı, inanç çizelgelerinizi, belki de ruhunuzdan kopan acıları?

1 aylık süreç için hepinizin birer zaman kapsülü var. Belki de Jack London'ın yaşam süresi olan 40 yıldan uzun yaşayıp onun geçirdiği yolların hiçbirini de yaşamıyor olabilirsiniz. Niceliklere takılmıyoruz. Önem verdiğimiz düşünce, beyninizde gelecek nesillerin beyinlerine etki edebilecek olaylara verdiğimiz düşüncedir.

Not : Kargo ücreti bize aittir.

Bakın aklıma ne geldi. 1k çekiliş yapsa sonrada kitap hediye etse. Nasıl olur?

Celladıma Gülümserken Çektirdiğim Resmin Arkasındaki Satırla
Geceye, üstadıma ve tüm dostlara gelsin.

https://www.youtube.com/watch?v=J1Bvk3Z3qyc

Celladıma Gülümserken Çektirdiğim Resmin Arkasındaki Satırla

Ben İsmet Özel, şair, kırk yaşında.
Her şey ben yaşarken oldu, bunu bilsin insanlar
ben yaşarken koptu tufan
ben yaşarken yeni baştan yaratıldı kainat
her şeyi gördüm içim rahat
gök yarıldı, çamura can verildi
linç edilmem için artık bütün deliller elde
kazandım nefretini fahişelerin
lanet ediyor bana bakireler de.
Sözlerim var köprüleri geçirmez
kimseyi ateşten korumaz kelimelerim
kılıçsızım, saygım kalmadı buğday saplarına
uçtum ama uçuşum
radarlarla izlendi
gayret ettim ve sövdüm
bu da geçti polis kayıtlarına.

Haytanın biriyim ben, bunu bilsin insanlar
ruhumun peşindedir zaptiyeler ve maliye
kara ruhlu der bana görevini aksatmayan kim varsa
laboratuvarda çalışanlara sorarsanız
ruhum sahte
evi Nepal'de kalmış
Slovakyalı salyangozdur ruhum
sınıfları doğrudan geçip
gerçekleri gören gençlerin gözünde.

Acaba kim bilen doğrusunu? Hatta ben
kıyı bucak kaçıran ben ruhumu
sanki ne anlıyorum?
Ola ki
şeytana satacak kadar bile bende ondan yok.
Telaş içinde kendime bir devlet sırrı beğeniyorum
çünkü bu, ruhum olmasa da saklanacak bir şeydir
devlet sırrıyla birlikte insanın
sinematografik bir hayatı olabilir
o kibar çevrelerden gizli batakhanelere
yolculuklar, lokantalar, kır gezmeleri
ve sonunda estetik bir
idam belki!
Evet, evet ruhu olmak
bütün bunları sağlayamaz insana.
Doğruysa bu yargı
bu sonuç
bu çıkarsama
neden peki her şeyi bulandırıyor
ertelenen bir konferans
geç kalkan bir otobüs?
Milli şefin treni niçin beyaz?
Ruslar neden yürüyorlar Berlin'e?
Ne saçma! Ne budalaca!
Dört İncil'den Yuhanna'yı
tercih edişim niye?
Ben oysa
herkes gibi
herkesin ortasında
burada, bu istasyonda, bu siyah
paltolu casusun eşliğinde
en okunaklı çehremle bekliyorum
oyundan çıkmıyorum
korkuyorum sıram geçer
biletim yanar diye
önümde bir yığın açalya
bir sürü çarkıfelek
gergin çenekli cesetleriyle
önümde binlerce çiçek
korkuyorum sıra sende
sen de başla ve bitir diyecek.
Yo, hayır
yapamaz bunu, yapmasın bana dünya
söyleyin
aynada iskeletini
görmeye kadar varan kaç
kaç kişi var şunun şurasında?

Gelin
bir pazarlık yapalım sizinle ey insanlar!
Bana kötü
bana terkettiğiniz düşünceleri verin
o vazgeçtiğiniz günler, eski yanlışlarınız
ah, ne aptalmışım dediğiniz zamanlar
onları verin, yakınmalarınızı
artık gülmeye değer bulmadığınız şakalar
ben aştım onları dediğiniz ne varsa
bunda üzülecek ne var dediğiniz neyse onlar
boşa çıkmış çabalar, bozuk niyetleriniz
içinizde kırık dökük, yoksul, yabansı
verin bana
verin taammüden işlediğiniz suçları da.
Bedelinde biliyorum size çek
yazmam yakışık almaz
bunca kaybolmuş talan
parayla ölçülür mü ya?

Bakın ben, bir çok tuhaf
marifetimin yanısıra
ilginç ödeme yolları bulabilen biriyim
üstüme yoktur ödeme hususunda
sözün gelişi
üyesi olduğunuz dernek toplantısında
bir söyleve ne dersiniz?
Bir söylev: Büyük İnsanlık İdeali hakkında!
Yahut adınıza bir çekiliş düzenleyebilirim
kazanana vertigolar, nostaljiler
karasevdalar çıkar.
Yapılsın adil pazarlık
yapılsın yapılacaksa
işte koydum işlemeyi düşündüğüm suçları
sizin geçmiş hatalarınız karşısına.
Ne yapsam
döl saçan her rüzgarın
vebası bende kalacak
varsın bende biriksin
durgun suyun sayhası
yumuşatmayı bilen ateş
öğüt sahibi toprak
nasıl olsa geri verecek
benim kılıcımı.

(1984)

İsmet Özel

Celladıma Gülümserken
Ben,
İsmet Özel, şair, kırk yaşında.
Her şey ben yaşarken oldu, bunu bilsin insanlar
Ben yaşarken koptu tufan
Ben yaşarken yeni baştan yaratıldı kainat
Her şeyi gördüm içim rahat
Gök yarıldı, çamura can verildi
Linç edilmem için artık bütün deliller elde
Kazandım nefretini fahişelerin
Lanet ediyor bana bakireler de.
Sözlerim var köprüleri geçirmez
Kimseyi ateşten korumaz kelimelerim
Kılıçsızım, saygım kalmadı buğday saplarına
Uçtum ama uçuşum
Radarlarla izlendi
Gayret ettim ve sövdüm
Bu da geçti polis kayıtlarına.

Haytanın biriyim ben, bunu bilsin insanlar
Ruhumun peşindedir zaptiyeler ve maliye
Kara ruhlu der bana görevini aksatmayan kim varsa
Laboratuvarda çalışanlara sorarsanız
Ruhum sahte
Evi Nepal'de kalmış
Slovakyalı salyangozdur ruhum
Sınıfları doğrudan geçip
Gerçekleri gören gençlerin gözünde.

Acaba kim bilen doğrusunu? Hatta ben
Kıyı bucak kaçıran ben ruhumu
Sanki ne anlıyorum?
Ola ki
Şeytana satacak kadar bile bende ondan yok.
Telaş içinde kendime bir devlet sırrı beğeniyorum
Çünkü bu, ruhum olmasa da saklanacak bir şeydir
Devlet sırrıyla birlikte insanın
Sinematografik bir hayatı olabilir
O kibar çevrelerden gizli batakhanelere
Yolculuklar, lokantalar, kır gezmeleri
Ve sonunda estetik bir
İdam belki!
Evet, evet ruhu olmak
Bütün bunları sağlayamaz insana.
Doğruysa bu yargı
Bu sonuç
Bu çıkarsama
Neden peki her şeyi bulandırıyor
Ertelenen bir konferans
Geç kalkan bir otobüs?
Milli şefin treni niçin beyaz?
Ruslar neden yürüyorlar Berlin'e?
Ne saçma! Ne budalaca!
Dört İncil'den Yuhanna'yı
Tercih edişim niye?
Ben oysa
Herkes gibi
Herkesin ortasında
Burada, bu istasyonda, bu siyah
Paltolu casusun eşliğinde
En okunaklı çehremle bekliyorum
Oyundan çıkmıyorum
Korkuyorum sıram geçer
Biletim yanar diye
Önümde bir yığın açalya
Bir sürü çarkıfelek
Gergin çenekli cesetleriyle
Önümde binlerce çiçek
Korkuyorum sıra sende
Sen de başla ve bitir diyecek.
Yo, hayır
Yapamaz bunu, yapmasın bana dünya
Söyleyin
Aynada iskeletini
Görmeye kadar varan kaç
Kaç kişi var şunun şurasında?

Gelin
Bir pazarlık yapalım sizinle ey insanlar!
Bana kötü
Bana terkettiğiniz düşünceleri verin
O vazgeçtiğiniz günler, eski yanlışlarınız
Ah, ne aptalmışım dediğiniz zamanlar
Onları verin, yakınmalarınızı
Artık gülmeye değer bulmadığınız şakalar
Ben aştım onları dediğiniz ne varsa
Bunda üzülecek ne var dediğiniz neyse onlar
Boşa çıkmış çabalar, bozuk niyetleriniz
İçinizde kırık dökük, yoksul, yabansı
Verin bana
Verin taammüden işlediğiniz suçları da.
Bedelinde biliyorum size çek
Yazmam yakışık almaz
Bunca kaybolmuş talan
Parayla ölçülür mü ya?

Bakın ben, bir çok tuhaf
Marifetimin yanısıra
İlginç ödeme yolları bulabilen biriyim
Üstüme yoktur ödeme hususunda
Sözün gelişi
Üyesi olduğunuz dernek toplantısında
Bir söyleve ne dersiniz?
Bir söylev: Büyük İnsanlık İdeali hakkında!
Yahut adınıza bir çekiliş düzenleyebilirim
Kazanana vertigolar, nostaljiler
Karasevdalar çıkar.

Yapılsın adil pazarlık
Kapılsın yapılacaksa
işte koydum işlemeyi düşündüğüm suçları
Sizin geçmiş hatalarınız karşısına.
Ne yapsam
Döl saçan her rüzgarın
Vebası bende kalacak
Varsın bende biriksin
Durgun suyun sayhası
Yumuşatmayı bilen ateş
Öğüt sahibi toprak
Nasıl olsa geri verecek
Benim kılıcımı.

İsmet Özel

https://www.youtube.com/watch?v=3rzrbGcbBac

Ben,
İsmet Özel, şair, kırk yaşında.
Her şey ben yaşarken oldu, bunu bilsin insanlar
Ben yaşarken koptu tufan
Ben yaşarken yeni baştan yaratıldı kainat
Her şeyi gördüm içim rahat
Gök yarıldı, çamura can verildi
Linç edilmem için artık bütün deliller elde
Kazandım nefretini fahişelerin
Lanet ediyor bana bakireler de.
Sözlerim var köprüleri geçirmez
Kimseyi ateşten korumaz kelimelerim
Kılıçsızım, saygım kalmadı buğday saplarına
Uçtum ama uçuşum
Radarlarla izlendi
Gayret ettim ve sövdüm
Bu da geçti polis kayıtlarına.

Haytanın biriyim ben, bunu bilsin insanlar
Ruhumun peşindedir zaptiyeler ve maliye
Kara ruhlu der bana görevini aksatmayan kim varsa
Laboratuvarda çalışanlara sorarsanız
Ruhum sahte
Evi Nepal'de kalmış
Slovakyalı salyangozdur ruhum
Sınıfları doğrudan geçip
Gerçekleri gören gençlerin gözünde.

Acaba kim bilen doğrusunu? Hatta ben
Kıyı bucak kaçıran ben ruhumu
Sanki ne anlıyorum?
Ola ki
Şeytana satacak kadar bile bende ondan yok.
Telaş içinde kendime bir devlet sırrı beğeniyorum
Çünkü bu, ruhum olmasa da saklanacak bir şeydir
Devlet sırrıyla birlikte insanın
Sinematografik bir hayatı olabilir
O kibar çevrelerden gizli batakhanelere
Yolculuklar, lokantalar, kır gezmeleri
Ve sonunda estetik bir
İdam belki!
Evet, evet ruhu olmak
Bütün bunları sağlayamaz insana.
Doğruysa bu yargı
Bu sonuç
Bu çıkarsama
Neden peki her şeyi bulandırıyor
Ertelenen bir konferans
Geç kalkan bir otobüs?
Milli şefin treni niçin beyaz?
Ruslar neden yürüyorlar Berlin'e?
Ne saçma! Ne budalaca!
Dört İncil'den Yuhanna'yı
Tercih edişim niye?
Ben oysa
Herkes gibi
Herkesin ortasında
Burada, bu istasyonda, bu siyah
Paltolu casusun eşliğinde
En okunaklı çehremle bekliyorum
Oyundan çıkmıyorum
Korkuyorum sıram geçer
Biletim yanar diye
Önümde bir yığın açalya
Bir sürü çarkıfelek
Gergin çenekli cesetleriyle
Önümde binlerce çiçek
Korkuyorum sıra sende
Sen de başla ve bitir diyecek.
Yo, hayır
Yapamaz bunu, yapmasın bana dünya
Söyleyin
Aynada iskeletini
Görmeye kadar varan kaç
Kaç kişi var şunun şurasında?

Gelin
Bir pazarlık yapalım sizinle ey insanlar!
Bana kötü
Bana terkettiğiniz düşünceleri verin
O vazgeçtiğiniz günler, eski yanlışlarınız
Ah, ne aptalmışım dediğiniz zamanlar
Onları verin, yakınmalarınızı
Artık gülmeye değer bulmadığınız şakalar
Ben aştım onları dediğiniz ne varsa
Bunda üzülecek ne var dediğiniz neyse onlar
Boşa çıkmış çabalar, bozuk niyetleriniz
İçinizde kırık dökük, yoksul, yabansı
Verin bana
Verin taammüden işlediğiniz suçları da.
Bedelinde biliyorum size çek
Yazmam yakışık almaz
Bunca kaybolmuş talan
Parayla ölçülür mü ya?

Bakın ben, bir çok tuhaf
Marifetimin yanısıra
İlginç ödeme yolları bulabilen biriyim
Üstüme yoktur ödeme hususunda
Sözün gelişi
Üyesi olduğunuz dernek toplantısında
Bir söyleve ne dersiniz?
Bir söylev: Büyük İnsanlık İdeali hakkında!
Yahut adınıza bir çekiliş düzenleyebilirim
Kazanana vertigolar, nostaljiler
Karasevdalar çıkar.

Yapılsın adil pazarlık
Kapılsın yapılacaksa
işte koydum işlemeyi düşündüğüm suçları
Sizin geçmiş hatalarınız karşısına.
Ne yapsam
Döl saçan her rüzgarın
Vebası bende kalacak
Varsın bende biriksin
Durgun suyun sayhası
Yumuşatmayı bilen ateş
Öğüt sahibi toprak
Nasıl olsa geri verecek
Benim kılıcımı.

Bir Yudum Kitap
İnsan, hayalleriyle vardır. Hele ki şu asırda hayal kurmak, bir varoluş mücadelesidir bir yönüyle. Kaan Sekban, "Hayatta hiçbir zaman 'keşke'lerle, 'eğer'lerle vakit kaybetmeyi seven biri olmadım." der. O vakit, hayallerimize doğru emin adımlarla ilerlerken, hiçbir şeyin sizi durdurmasına izin vermeyin sevgili okur. Var olun.

Kaan Sekban - Tebrikler Kovuldunuz
Okuyan Us Yayınları, s.68-69

Personelin her nedense motive olacağına inanılan bir başka organizasyon da yılbaşı kutlamalarıydı. Açık söyleyeceğim; şubede çalışıyorsanız dünyanın en lüzumsuz ve en yapay etkinliğidir yılbaşı kutlamaları. Aslında bütün şirketler için öyledir de, eğer çok havalı bir iş ortamınız ve ziyadesiyle yüksek geliriniz varsa o zaman o kutlama da orijinal bir hal alabilir. Fakat şubede, yüce genel müdürlüğün verdiği bit kadar bütçeyle alınan cipslerden ve çemçük bir pasta eşliğinde garip şapkaların kafaya takılması suretiyle oturup fındık fıstık yemekten ve yine bir noktadan sonra iş konuşmaktan ibarettir bu kutlamalar.
Yine en az bu kutlamalar kadar gereksiz olan bir şey varsa, o da yapılan zorlama yılbaşı çekilişleridir. Yahu belki ben anama babama bile hediye almıyorum, bütün gün muşmula suratını çektiğim gişedeki sevimsiz kıza ya da "Bu akşam biraz çalışacağım, kalman gerekiyor senin de" dediğimde suratını sallandıran güvenlikçiye neden hediye alayım ki? Hayır, sonra ne münasebet, neden birbirimizi çok seviyormuşuz gibi yapıyoruz ki?
Neyse... Çekiliş yapıldı ve altın kural deklare edildi: "Limit on beş lira!" Biraz düşük gelmişti o anda, tamam yani buna karşıydım ama gidip de nayloncudan kova alacak halim yoktu. Epey bir bakındım limite sadık kalayım diye ve sonunda uyduruk ötesi bir şal aldım bana çıkan bahtsız bedeviye.
Markası belli olmayan cipslerle donanmış, kolaların su gibi aktığı o muazzam kutlama gecesinde hediyeleri verme zamanı geldi. Herkes tek tek hediyesini veriyor, açılan hediyeler hiç de on beş liranın altında gibi görünmüyordu. iyice paniklemiştim. Benim hediyeme sıra geldiğinde utana sıkıla ilgili kişiye verdim. Paketi bile o kadar uyduruktu ki, az sonra olacakların habercisiydi adeta. Kadıncağız korka korka paketi açtı, şalı görünce neye uğradığını şaşırdı. Aslında ben de çok şaşırmıştım. Nasıl bu kadar zevksiz, berbat bir şeyi hediye diye bir insana alabilmiştim!
"Iıı şey, ben çok... Teşekkür ederim" gibisinden bir şeyler geveledi kadın ama ben dayanamadım: "Yahu pardon da üst limit on beş lira değil miydi? Siz nereden aldınız bütün bu güzel hediyeleri Allah aşkına?" deyince bir kahkaha tufanı koptu ortada. Ben hâlâ ne olduğunu algılayamadan salak salak etrafa bakıyordum. Kendimi, Hayat Sevince Güzel filmindeki sosyete partisinde köçek oynayan Ayşecik gibi hissettim o an. Sonra şube müdürümüz Canan Hanım beni itin poposuna sokan açıklamayı yaptı: "Kaancığım, on beş lira alt limitti. Sen üst limit anlamışsın sanırım!"

Çekiliş vol 3: 3 kişiye Franz Kafka - Dava kitabı hediye.
Şu 3 günlük dünyada herkesin bir davası vardır. Biz de kafes olalım ve bir kuş aramaya çıkalım. Kendi hayat davamızın farkında olalım ki sorguladığımız şeyleri neden sorguladığımızı ve o çetin psikolojik davalardan nasıl beraat edeceğimizi öğrenelim.

Kafanıza en çok taktığınız, bunlar benim şu hayattaki davalarımdır dediğiniz neler var? Sosyolojik, siyasi, askeri, bilimsel, dini, ekonomik, beşeri, fizyolojik, felsefik, antropolojik, etnik... Her konuda sizin de içinden çıkamadığınız ve çözümünü bulmak için sadece düşünmekle kaldığınız davalarınız mutlaka vardır. Ben de bunları öğrenmek istiyorum ki yurdum insanının kafasına neyi taktığını öğrenebileyim ve Kafka'nın izinde Josef K.'nın davası gibi kafayı yediğimiz davaların sorgulamalarını yapabilelim.

Tek kelime, tek cümle, tek paragraf, tek kitap. İstediğiniz kadar yazmakta özgürsünüz.

Kitap sayısını artırmak isteyen olursa benle iletişime geçebilir. Son tarih : 15 Ekim

Not: Kargo ücreti bana aittir.