Yavaşla Yavaşla. Emir kipiyle başlayan kitabımızın başlığı modern dünyanın hızlan söylemine bir reddiye minavlinde olduğunu kabul ediyorum. Bu hızlan çıkmazında kurtarıcı olan reçete daha en başından bize salık verilmiş. Peki bunu nasıl yapacağız ve nasıl başarılı olacağız. Yavaşlayarak elimize ne geçecek. Bir çok soru ardı ardına zihinde zuhur etse de yapılacak olan ilk eylem içimizde bir sükunet ortamını sağlamak olmalı ki kendimizi duyabilelim. Sonrasında adımları yavaşlatmak, geçiştirme fiilini kendimizden uzaklaştırmak ve hızı telkin eden yahut edecek olandan kendimizi beri tutmayı denemeliyiz. İnternetin, bizi hıza teşvik etmesinde ki payı çok büyük. Bilincine varıp çevrimiçi olmayı sosyal hayatımızda düzenlemeyi, anında ulaşılabilirlik ve sanal görünürlüğün yapay bir ilişkiler ağı oluşturduğunun farkına varmalıyız. Derinlikli bağlar için zamanın gerekli olduğu, anlamın olabilmesi ve doğabilmesi için kişinin hemen tüketim arzusundan sıyrılıp nicel olana değil de nitel olana yönelmesi şeklinde ilişkilerini ve bağlarını sürdürmelidir. Tüm bunlar insanın kendisini bilmesi için lazım gelen hususlardır. Bu da yavaşlama fiilini hayatımıza dahil etmemizle mümkündür. Her ne kadar modernliğin getirdiği hız telkini bizlere "kendin ol" diyorsada bizler yavaşlayarak "kendini bil" lafzına mahzar olmalıyız. Çünkü biliriz ki kendini bilen Rabbini de bilir.
Kitapta, hayata dair e dolayısıyla da insana dair çok güzel tespitler var.Keyifle ve akıcı bir şekilde okunuyor.
Ezcümle bu kitap adımları yavaşlattı. Geçerken gördüğüm yaprak sayısını arttırdı.
YavaşlaM. Kemal Sayar · Kapı Yayınları · 202013,2bin okunma
Geçmişin erdemi "Kendini bil!" sözünde yoğunlaşıyordu, bugünün dünyası "Kendin ol!" diyor. "Kendin olmak için kendini göstermen gereken bir çağda yaşıyorsun." Kimliklerin ve statülerin akışkan olduğu, altımızdaki zeminin sürekli kaydığı bir zaman diliminde geleneğe yaslanmak bize artık kim olduğumuzun ve kime güvenebileceğimizin ipuçlarını vermiyor.
"Bu hepimizin hikâyesi. Kendini kandırmanın cehenneminde en dindar, en partizan, en namuslu, en vatansever taklidini yapıyor da olsak, ruhun en derinlerinde uykuya yatırdığımız bir gerçek geriniyor. Onunla karşılaşmamak için, köşe bucak, olduğumuz kişiden olmak istediğimiz kişiye kaçıyoruz."
"Modern hayatta deneyimlerimizden aldığımız tatminin azalmasının nedenlerinden biri de, kendi yaşantılarımızı kıyaslayacağımız şeylerin bolluğudur. Ve seçeneklerdeki çokluk bu tatminsizliğe katkıda bulunmaktadır. Maddi ve sosyal şartlarımız geliştikçe kendimizi kıyasladığımız standartlar yükselir. Haz duygusunun referans noktası arttıkça, beklenti ve hayallerimizin çıtası yukarı çıkar. Seçeneklerin artması, kaçınılmaz biçimde beklentilerin de artmasına neden olur. "