Sözgelimi Babür, şair ruhuyla Kâbil'e aşıktı ve onu güneşten korunmak için Hindistan'da yaptırdığı sayısız parktan daha güzel bahçelerle süslemişti. Öldüğünde o bahçelerden birine gömülmek isteyecek, mezarına, "Eğer dünyada bir cennet varsa, burasıdır, burasıdır, burasıdır" diye yazdıracaktır.
Artık daha fazla geciktirmeden belirtelim ki, evvel emirde Portekizlilerin, bilahare İngilizlerin Hint-Moğol İmparatorluğu ismini uygun gördükleri Babürlülerin Moğollara nispeti ilmî olmaktan ziyade siyasî bir tavrı aksettirmektedir. Türk kelimesinin geçmemesine Batılıların gösterdikleri ihtimam elbette anlaşılır bir keyfiyet olsa da ordusu ekseriyetle Türklerden oluşan, kurucusunun kitabını Türkçe yazdığı bir devletin Moğol olduğunu iddia etmenin ilmî bir tarafı yoktur. Etnik olarak tamamen Moğol oldukları farz edilse dahi Müslüman olan diğer Moğollar gibi Türkleşmişlerdi, bunun görmezden gelinmesi doğru değildir.