Endonezya Edebiyatı denince akla gelen ilk isimlerden Pramoedya Ananta Toer, bu kitabında adanın Japonya tarafından işgalini, bu süreçte halkın çektiği maddi ve manevi yoksulları ele almıştır. Müttefiklerin başarılı olmasına kadar geçen sürede Endonezyalı bir direnişçi olan Hardo'nun mücadelesine değinmektedir.
Yüz binlerce insanın acı çekmesine neden olan bu işgali, yazar, 1949 yılında hapisteyken yazmıştır.
Kırmızı-beyaz, istasyonun üzerinde Doğan Güneş'in yerinde gururla dalgalanıyordu. (161)
İslâm dinine ait bir mezhep olarak tanımlanan fakat masum bir mezhepten fazlasını içeren kurumun adıdır Şia. Kur'an'ın tahrif edildiğini savunan kolları, Peygamberimiz (s.a.v)'in "gökteki yıldızlar gibidir" dediği sahabenin büyüklerine ağza alınmayacak hakaretler eden alimleri, hatta bizzat Peygamberin şahsı hakkında küçük düşürücü yorumlar yapabilen fikir adamları...
Abdülkadir Şen'in yazdığı bu eser, Şia'nın çeşitli şemalar halinde analizlerini içermekte, Sünni kaynakların yanı sıra Şii kaynakların da kullanılmasıyla objektif bir bakış açısı sunulmaktadır. Tabii kendi kaynakları da birçok mefkure ile ters orantılı olduğu için temeli sağlam olmayan fakat tarih boyunca azımsanmayacak sayıda mensubu olan bu mezhebin geçmişine ve geleceğine bakılabilmektedir.
Tin Yayınları henüz yeni kurulduğu için kitabın fiziki yapısında bazı hataların meydana gelmesi gayet normal bir durumdur. Dipnotlardaki kaymalar ve editörlük noktalar düzeltildiğinde üzerine çalışılabilmesi daha makul olacak bir eser karşımıza çıkmaktadır.
Urfa Mevlevihanesi ile ilgili yazdığım yazıyı da içeren Aktüel Tarih Dergisinin 12. Sayısı (Ocak 2025), Mevlana ve Mevlevilik ile birçok konuyu barındırmakta.
Yüzyıllardır devam eden Rus zulmü, Çeçenistan'ın kalbinde yetişen tomurcukların filizlenmesine engel olamamış, hatta direnişin kuvvetlenmesine sebep olmuştur. Kitapta, insanların yaşadığı zorluklar anlatılmakta ve bedenler ölse de canlı olan ruhların sergüzeştlerinden bahsedilmektedir.
Sınırların genişlemesi ve milletlerin çoğalması, devlet mekanizmasında büyüme meydana getirir. Yönetim şekillerinde oluşan değişimin insanlar üzerindeki etkisi yadsınamaz. İslam Devletinin hızlıca büyümesinin yanı sıra çıkan çeşitli fırkaların oluşturduğu fitneler, ayrışmalara sebep olmuştu. Emevi Hanedanı'nın iktidar sahibi olmasıyla oluşan çeşitli muhalif kesimler, belirli zamanlarda kıyamlara kalkışmıştır. Başta Kerbela Hadisesi olmak üzere bu kıyamlar, İslam Dinini günümüze kadar benimseyecek toplumların ruhlarını şekillendirecekti.